New York, New York

New York, New York

Hastalıklardan arınıp gezmekten sarhoş olma vakti geldiyse, Garden State‘in yeşilliğinden ve sakinliğinden ayrılıp biraz gökdelen, üstüme üstüme gelen insanlar görme zamanı.

20160531_140307

Summit New Jersey’den New York Manhattan’da bulunan ve kısa Penn Station denilen istasyona 40-45 dakika süren trenle gitmek mümkün. Tek yön bilet 9.75 USD. Gişeden dönüş biletimi de alıp, herhangi bir strese mahal vermeden cüzdanıma atıyorum.

Trende çeşitli düşüncelere dalıp etrafı inceleyerek geçen zamandan sonra Hudson nehri altından hoop ana istasyondayım. Çıkış kapısı tam Madison Square Garden binanının yanına denk geliyor. Diğer günlerde öğreneceğim ki oldukça büyük bir istasyon burası. Pek çok farklı giriş ve çıkışı var, ayrıca metro ile de bağlantılı.

20160531_154011

Elimde kağıt bir harita yok. Geçmiş seyahatlerden tecrübeli Maps.me ve Here Maps. İkisi aynı anda açık, bugün test günü. Hangisi daha kullanışlı gelecekse ileriki günlerde de onu kullanacağım. Nedense Google Maps aklıma gelmiyor.

20160531_163443-01

Neyse Penn Station’a çok yakın olan önce Empire State binasını göreyim diyorum. Ama diğer yandan da bu New York’ta ilk günüm o nedenle çok detay yapmadan havayı koklayıp biraz da öz güvenimi, cesaretimi geri kazanmak için hafif tur atmayı planlıyorum. Empire State binasına giriş 20 USD. Yanından şöyle bir geçip devam ediyorum. Bir manası yok aslında yanından geçmenin, yüksek bina neticede. Ya çok uzaktan bakmak gerek ya da içine girip tepeden NY’u incelemek. Daha günüm var nasıl olsa. Haftaya belli mi olur çıkarım tepesine.

20160531_154524-01

Biraz ileride meşhur 5ft Avenue var. Marka mağazalar, geniş cadde, sarı taksiler, büyük araçlar, turist otobüsler. Her yer cıvıl cıvıl. Neşem de yerine geliyor, bir de başına buyrukluk eklendi mi zaten içmeden sarhoşum demektir.

20160531_163515

Haritalarla başım dertte, hem şarjı çabuk bitiriyorlar hem de yönümü tam oturtamadım. Şehri algılamakta da biraz sorun yaşıyorum. Ancak hep kendime tembihliyorum “İrem, stres olma, şarjın biterse girersin bir kafeye, kahveni içerken o dolar. Kaybolmazsın zaten. Hem her yeri göreceksin diye bir şart da yok. Kaçırdığın bir şey yok. Don’t panic!” Sakinim şimdi.

20160531_155824

Bilmeden meşhur ana tren istasyonu girişine denk geliyorum. Hemen atıyorum kendimi içeri. İlk trenin 1831 yılında geldiği bu muhteşem yapı gerçekten etkileyici, efsane bir yapı. Birkaç fotoğraf çekip biraz da içerideki Apple mağazasının internetini sömürdükten sonra dışarı geri çıkıyorum. Bu arada tüm şehirde çok fazla sayıda Starbucks var ve hepsinin Google ile anlaşmalı internet bağlantısı var. Ben gelmeden önce kendime aylık data paketi alırım diyordum ancak ilk günler evde camış gibi yattıktan sonra bir de mağazalarda, alışveriş merkezlerinde, hatta metro istasyonlarında bile internet bulduktan sonra gerek görmedim. Hoş alsam daha da rahat olurdum ama bu sefer de internet mi şehir mi kararsızlığına düşecektim. Şimdi telefonu çantaya atıp şehri dikkatimi şehre veriyorum.

20160531_162342

Grand Central Terminal

Grand Central Station‘dan çıkıp istikameti Times Square olarak belirliyorum. Yürüme mesafesinde. Hava sıcak, bloklar arasında esintiler iyi geliyor. Herkes bir koşturmaca içinde. Önüme Bryant Park çıkıyor, hemen sonrasında sağda ise Times Square. Bol turist, bol polis, bol led’li ekran. Öyle nefis ekranlar ki cam gibi, pikselleşme olmadan kusursuz görüntüler. Yarım saat kadar dolaşıp bir oraya bir buraya baktıktan sonra şarjımı yemiş, başımı döndürmüş haritalarımla anlaşamadan kendimi Broadway’de buluyorum. İnsanın başını döndürecek yerler buralar. Rengarenk, aşırı hareketli. Eve döndüğümde enerjimin neden bittiği belli oluyor. Aklıma not, gece de gitmeli bu bölgeye.

20160531_164103

Times Square

Renkli ışıklardan mıdır yön kavramım biraz sersemlemiş vaziyette dönüşe geçerken önce Macy’s‘e giriyorum. Bir şey aldığım yok, sırf keşifteyim, kafamda New York’u biraz oturtma, adapte etme derdindeyim. Macy’s bolca markayı bulunduran büyük bir mağaza. Bizim Boyner gibi. İçinde yok yok. Girdiğim kapıdan çıkmayı planlıyorum ancak nafile. Bir sürü girişi olduğunda yan sokaktan çıkıp Penn Station’a doğru yol alıyorum. Akşam iş çıkışı saati, tren istasyonu kalabalık. Herkes ekranlara bakıyor, trenin yanaştığı ve hareket edeceği peron yazıyor ve yazdığı an kimi track 8’e kimi track 5’e hızlıca koşturuyor. Her zaman oturmaya yer var. Bu arada trenlerde ve metroda klimalar çok çalışıyor. Her seferinde üşüyorum. Alışveriş merkezleri, mağazalar da öyle hep çok soğuk. Hele süpermarketlerde dev buzdolaplarının olduğu alanlara girmeme kararı aldım. Hastalığa davetiye resmen.

20160531_170703

İlk gün böyle geçti. Üstümden panik atağı, fiziki rahatsızlıkları attığım için, çabuk güçlenip, eski neşeme ve benliğime döndüğüm için, bana her zaman destek olan annem, ablam, Kartopu’m, Nesli, Emre, çocuklar, arkadaşlarım için minnettarım. Bu arada çok e-mail, mesaj aldım. Benim yaşadıklarımı yaşamış olanlar ya da destek olmak için 2 satır güzel motivasyon cümleleri kuranlar. İyi ki varsınız.

Kuyruksuz is back! 

*NY ile ilgili her türlü atraksiyon, fiyat ve detayları burada!

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir