Coldplay aşkım

Neden hala Türkiye’ye gelemediklerine şaşırıyorum. Organizatörler farkında değil mi Colplay için insanların stadyumları hınca hınç dolduracaklarını.
Şahsen ben en az 15 kişi ile giderim konsere:)
Üniversite sınavına hazırlanırken ilk MTV’de izlemiştim videolarını. Geri saran bir kazanın görüntüleri vardı. The Scientist.
Daha sonra Clocks ile sarsıldım. Hala da her dinlediğimde aynı duyguları hissederim. Heyecan, gerginlik, hüzün bir arada ve bu kadar dinamik bir şarkı çok az rastlanır.
En etkilendiğim de i-podum kulağımda Londra sokaklarında onların albümlerini dinleyerek dolaştığımda özellikle Hardest Part ve Talk ile şehri daha da güzel hissetmiştim.
“…So you don’t know where you’re going and you wanna talk
And you feel like you’re going where you’ve been before
You tell anyone who’ll listen but you feel ignored
Nothing’s really making any sense at all, let’s talk
Let’s talk, let’s talk, let’s talk “

Tüm sevdiğim Coldplay şarkılarından birkaç satır yazmak istedim ama sonra vazgeçtim, burayı liseliler gibi şarkı sözü ile doldurmanın manası yok.
En son da bu sene Viva La Vida Or Death And All His Friends albümleri ile Lost, Cemeteries Of London, Lovers in Japan, Violet Hill…
Hepsi de benim ayrıca yol şarkılarım. Edirne’ye giderken, Saroz’a giderken yıllardır Coldplay albümleri bana eşlik ediyor. İtalya sokaklarında, Bodrum Xuma’da, Kalambaka’da, Dubai müzesinde bile:) Sıkılmamış olmam çok ilginç. Hayatımın bir dönemine ait bir sadakat gibi bir şey bu Coldplay tutkusu.
Bende ve benim gibilerde bu Coldplay tutkusu varken neden hala Türkiye’ye konsere gelemiyor bu adamlar?
Ben mi gitsem acaba Avrupa’daki konserlerinden birine? En son Abu Dabi’delerdi Aylin ve Gülnaz’lar gitti. Çok kıskandım…

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir