Şenlikçiler, doğuştan şen olanlar!

Buna en büyük örnek Tülin. Kadın doğuştan şen! Enerjisi bitmiyor, içi kaynıyor, ben yorgan altında kaybolmayı hayal ederken o acaba Cihangir’e mi gitsek diyor…Bu ne enerji? Anlayabilmiş değilim. Serbest bırakıyor kendini, yarın erken kalkacağım, aman yarına da enerjim kalsın, aman dün de uyumamıştım zaten, aman saat de 1 olmuş bu saatte bir şey yapılmaz gibi şeyleri düşünmüyor. Akışına bırakıyor çılgın Tülin her şeyi.

Geçen gün izlediğim bir filmde Penelope Cruz ile Ben Kingsley oynuyordu ve en vurucu nokta, kadın kanser olduğunu öğrendikten sonra o zamana kadar hayatı boyunca çok uyuduğu için, hayatta pek çok şeyi kaçırdığını düşünüyordu ve bundan pişmanlık duyuyordu. Ben de uykucuyum, uykuyu seviyorum, günün her saati, her yerde uyuyabilirim. Bilenler bilir, açık alanda, dev kolonların altında 4 saat uyumuşluğum vardır, Kınalıada partilerinde…Ya da kalabalık grup, birinin evinde yemekteyken kanepede oturur vaziyette uyuduğumu hatırlarım. Hatta yemek masasında misafirlikte bile! Off çok utandım şimdi ve gerçekten öyle bir şey başıma geldi…

Neyse uyku sevdamı geçip, şen arkadaşımı da özetleyip halkımızın “şenlik açlığına” geçiyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu Bebek Parkında çok güzel bir organizasyon vardı. 3 gün boyunca park şenlik alanına çevrilmişti. Trakya’nın köylerinden, çocukluğumdan alışığım panayırlara ancak bu farklı olarak ticari amacı da yoğun olan bir organizasyondu. Oldukça da keyifliydi, pek çok marka için hedef kitlelerine birebir dokunma fırsatı yarattı. Her çeşit insanı görmek mümkündü, moda trendlerini takip etmek de … Ben hem MSC standı ile ilgilendim hem de uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı görme fırsatı yakaladım. Düşününce toplum olarak açız bu tarz organizasyonlara ve ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Yüksek topuklularını giyip piyasa yapan ablaların öğrenmesi gerekiyor bu tarz organizasyonlarda sandalet ya da terliğini ayağına geçirip, soğanlı balık ekmeğini iştahla yemeleri gerektiğini… ya da mısır koçanını üzerinde tek bir mısır bırakmadan bitirmeyi. Üstüne de biraz vakit geçirdikten sonra bir waffle çakmayı. Hatta akşam konsere kalıp elinde bira ile yalınayak çimlerin üzerinde dans etmeyi. Sadece topukluları ile piyasa yapanlar değil herkesin öğrenmesi gerekiyor. Organizatörlerin de Bebek parkı dışında acaba İstanbul’un başka neresinde yapsam bunu diye acilen planlamaları gerekiyor. Sponsorların da bu tarz aktiviteleri kaçırmamaları! Parasını düşünmeden, yaratıcı bir şekilde ulaşılabilir insanlara. Hem tekrarı gerekiyor hem de alternatifli mekanların bulunması. En ideal yerler şehir içi parklar. Parkorman, Gülhane Parkı, Kuruçeşme parkı, (Emirgan olmaz çok yokuşlu), belki Taksim gezi parkı, Ulus parkı, Fenerbahçe-Kalamış civarı, aaa evet evet çok ideal bir yer Kalamış civarı… Harika da olur bence. Ramazandan hemen sonra ya da yine bahar sonrası yaz başı, yağmur yokken, güneş de insanları güneye kaçırmamışken İstanbul’dan.

Tamam yer bulundu, tarihler alternatifli olarak belirlendi, birileri organize etsin hemen işte. Halkım bu kadar açken şenliğe. Hem ben ve şen arkadaşlarım muhakkak oralarda olacağız, şıpıdık terliklerimizle, bir gece evvelden uykumuza doymuş bir şekilde:)

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir