Başkent Ankara

Sen her yeri gez gör, önce ecnebi memleketlerin peşine düş, bir Ankara’yı görme. Yıllardır bunun utancı ile yaşadığım için ilk fırsatta aklımdaki bu sorun evet bana göre bu bir sorundu, hallolmalıydı. Ablamın günü birlik iş gezisine ben de ortak olup Ankara yoluna koyuluyoruz. Hava alanından Ankara merkeze kadar farklı düşünceler beliriyor kafamda. Yalnız, sönük, hüzünlü, çirkin, karaktersiz binalar, kentsel dönüşüm inşaatları, içim burkuluyor nedense. Merkeze vardığımızda önce ablamın işlerini halledip daha sonra asıl amacımız şehir gezisinden ziyade 10 Kasım öncesinde Anıtkabir ziyareti. Ablam da belki 30 defa Ankara’ya gitmiştir ancak iş yoğunluğundan onun da Anıtkabir’i görme şansı olmamış. İkimizde Aslanlı Yolda yürürken çok mutluyuz. Sanki yıllar önce verilen bir ödevi yapmanın gururu ve verdiği rahatlama ile. Güneş ısıtıyor, kış ısırsa da. Avluda çok fazla öğrenci, yabancı turist, asker, başı açık kapalı kadın grupları. Ben hafta içi sıradan bir günde bomboş olacağını düşünürken açıkçası şaşırdım ve bir o kadar da sevindim. Anıtkabir kompleksi oldukça büyük, gösterişli ve bir o kadar da etkileyici bir alan. Gözlüklerimden gözyaşlarım gözükmüyor ancak usul usul üzülüyorlar. Duygulanmamak elde değil. Sanki aileden, çok sevdiğimiz ve uzun zamandır birini ziyaret ediyormuşuz gibi.

Wok’n Walk

Anıtkabir’in yürüyüş yolundan her köşesine hayran kalarak çıkışa doğru ilerliyoruz. Şimdi istikamet Arjantin caddesi, Tolga ve Okan ile buluşacağız, Wok’n Walk’ta öğle yemeğimizi yiyeceğiz. Ne ile karşılaşacağım konusunda hiç fikrim yok. Taksi ile geçerken Arjantin caddesinin minik bir Abdi İpekçi, Nişantaşı versiyonu olduğunu görüyoruz. Oldukça keyifli, güzel restoranlar, kafelerle dolu. Wok’n Walk ise yabancı filmlerde gördüğümüz kutu içinde Çin yemeği, hızlı, pratik ve uygun fiyatlı. Hoş sohbet eşliğinde yemeğimizi de yedikten sonra biraz Filistin caddesi, biraz Tunalı Hilmi, Flamingo Pastanesi derken geri dönüş uçak saatimize yaklaşıyoruz. Vakit yetmediği için görmeyi arzuladığım Anadolu Medeniyetleri Müzesini gezemiyorum. Bir daha ki sefer olur mu onu da bilemiyorum. Uçak biletimi alıp belki yine günü birlik gidebilirim. Nasıl olsa Skyscanner’dan uçak biletlerini sorgulatıp kolayca en uygun fiyatı bulabilirim. Telefonumdaki aplikasyonlar arasında en çok keyif aldıklarımdan biri.

Dönüş uçağında sabahki takım elbiseliler ordusu ile karşılaşıyoruz. Sabah Ankara’ya gelip işlerini halletmişler, toplantılarını yapmışlar, biraz yorgun biraz bitkin bir an önce evlerine ulaşmak istiyorlar.

Ankara İstanbul’un gölgesinde çok güzel bir kız kardeşi olan ağabey gibi kalıyor aklımda.

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir