Batum’da neler yapılır?

Batum’da neler yapılır?

Fakirlikler ülkesinde 2 sokaklık bir cennet.

20130426_185605Birkaç ay önceden yine nereye gitsek acaba virüsü kanımda dolaşırken uçak biletimizi bir çırpıda aldığım yer Batum. Araştırmaya başlayınca da hemen THY’yi arayıp inişle havalimanı ve ulaşımla ilgili kavga ettiğim yer aynı zamanda. Nasıl mı? Hemen hızlıca detay vereyim. Şimdi efendim Batum ile anlaşma yapılmış ve fiziki olarak Gürcistan sınırlarında olan havalimanını Hopa’ya gidecek Türk vatandaşları yurt içi biletlerini alarak faydalanabiliyorlarmuş. Batum bileti alırken dikkat, aynı uçakta yurt içi ve yurt dışı diye iki bilet satılıyor. Biri Batumi, diğeri Batum (Hopa). Ben tabi dikkat etmedim. Hopa’ya bilet almışım. İyi de olmuş, hem çok daha ekonomik oldu hoş biraz eziyeti de oldu ancak bahane ile Hopa’yı da gördük ve Batum’dan çok daha güzel balığı memleketimizde yedik.

Şimdi yolculuğumuza sıra geldiğinde Atatürk Havalimanı dış hatlardan kimlik ve size verilen bir çıkış kağıdı ile seyahatiniz başlıyor. İster 15 TL çıkış harç pulunu buradan alın isterseniz Sarp sınır kapısından. Fark etmez. Freeshopta biraz dolaştıktan sonra uçağımıza binip korkularımla birlikte seyahatimize başlıyoruz. Ne inişte ne de kalkışta hiçbir sarsıntı olmamasına rağmen ben gerginliğimi atabilmem için yarım şişe Jager’i götürüyorum. Uçakta içtiklerimi saymıyorum. İnerken iyice başımın döndüğünü hatırlıyorum sadece.

Batum Havalimanına 1,5 saatlik bir uçuş sonrasında iniyoruz ve kapıda bizi bekleyen Havaş otobüsüne sayılarak biniyoruz. Sarp sınır kapısı 15 dakikalık uzaklıkta. Havaş öncelikli olarak sınırdan aranmadan, bakılmadan herhangi bir işlem yapılmadan geçiyor. Direkt Hopa limanına, Sarp – Hopa arası da 10-15 dakikalık bir mesafede. Deniz kenarından keyifli bir yol. Hopa limanında bulunan gelen- giden yolcu alanında resmi işlemlerimiz tamamlanıyor  ve oradan taksiye binip Sarp sınır kapısına Batum’a gitmek üzere geri dönüyoruz. Geçiş maksimum 10 dakika sürüyor eğer herhangi bir tur, kalabalık yoksa. Kimlikle geçiş mümkün. Pasaportunuzun yanınızda olmasına gerek yok. Aklınızda olsun.

Sarp Sınır kapısında biten işlemlerimizin akabinde hemen çıkışta bulunan döviz bürolarından GEL yani kısaca Lari alıyoruz. Lari Gürcistan’ın para birimi. 1 Lari, 1,10 TL:

Dışarıda bekleyen 101 numaralı minibüslerden birine binip şehir merkezine gidiyoruz. 1 kişi 1,5 Lari. Komik bir rakam. Şehrin merkezine gelince aslında şaşırıyorum. Öyle bir fakirlik, öyle bir düzensizlik, karmaşa. TV’de gördüğümüz Batum nerede diyorum. Meğer sadece sahilde birkaç sokaktan ibaretmiş o TV’de gördüklerimiz. Gerisi virane, pislik, estetikten uzak.

20130426_195349

Fan Fan

Minibüsten inip yürüyerek otelimize ulaşıyoruz. Otel fena değil, ancak çalışanlar oldukça kaba. Anlıyoruz ki tüm Gürcü halkı kaba. Hemen hemen hiç kibar birine rastlamadık. Belki lüks otellerde çalışanlar… Lüks oteller demişken ne arar burada lüks otel diyorsunuz. Kumarhaneler var ve Hopa’ya göre de uzunca bir sahili. E turizm için cennet demek bu iki kelime. RadissonBlu, Sheraton şu an faaliyette olanlar. İnşaat halindekiler ve yaza açılacak olanlar ise Hilton, Holiday Inn vb.

Otele eşyalarımızı attıktan sonra hemen şehri keşfetmeye başlıyoruz. Akşam üstü oldu ve inanılmaz bir aydınlatma var şehirde. Her yer ışıl ışıl. Rengarek ışıklar. O meşhur 2 caddede tüm binalar süslü püslü. Ara sokaklara girme yeter ki. Batum bizi fakirliği ile şaşırttığı kadar o fakirlik içinde insanların kullandıkları lüks marka arabalarla da şaşırttı. Tuhaf bir yer dedim ya. Ev yıkılmak üzere ancak bahçesinde BMW, Mercedes ya da cip var. Kılık, kıyafet, tekstil yok denece kadar az. Olsa da bize hitap etmiyor. Aslında bize hitap eden bir şey de yok benim gördüğüm kadarı ile.

20130427_141621Önceden listeme aldığım birkaç restoran var. Bari gidip onları bulalım da güzel bir yemek yiyelim diyoruz. İlki Fan Fan, Batum için şaşırtıcı bir dekorasyona sahip, yüksek tavanlı bir müstakil binada, orijinal aksesuarla klasik, modern, tarz ya da cool, trendy İngilizce kelimeleri ile tanımlayabileceğim bir yer. Çalışanlar da öyle. Ben somon ablam ise biftek sipariş ediyor. Gelen yemekler, sunum, masa aksesuarları muazzam. Hala şaşkınız bu yediğimiz yemekle ilgili olarak. İyi yer bulmuşsun İrem diyor ablam. Yemekler gerçekten çok leziz, somonun o sevmediğimiz kokusu yok edilmiş, biftek belki ki çok iyi marine edilmiş. Toplam 48 TL ödeyerek masamızdan ayrılıyoruz. Biraz dolaşıp kahve içecek bir yer bulmalıyız. Ancak şehir nedense güven vermiyor bize. Avrupa kentleri gibi değil. Her köşe başında öbek öbek adam. Taksiciler desen onlar da gruplar halinde. Tipler, kılık kıyafet bir garip. Kendimizi otelde buluyoruz neticede. Yarın gündüz gözüyle şehre bakarız.

20130427_122247Cumartesi çamaşır günü mü diye soruyoruz kendimize. Her yerde çamaşır asılı, yataklar, döşekler balkonlarda havalandırılıyor. Elektrik direğine bağlanıp yapılmış olan makara sistemi ile çamaşırlar öbür mahalleye kadar uzanabiliyor.  Hemen sahile atıyoruz kendimizi, sokaklarda doğru düzgün kaldırım yok ya da her yerde bir inşaat var ancak bisiklet yolları ihmal edilmemiş. Hatta bisiklet parkomatı da var. Şehri bisikletle gezmek isteyen turistler için. Farklı semtlerde istasyonları var.

Sahil tarafı tabi çok düzenli, çimler, çiçekler, yapay 2 adet göl var. O hizada da yine hep dev binaların inşaatları. Hepsi sanırım otel olacak. Turizm alanında çok büyük bir ivme kazanacak şehir. Dubai gibi Abu Dhabi gibi.

Herhalde bir 8 km yürüdükten sonra Sheraton’un karşısındaki Neocca isimli kafede oturup kahve içmek istiyoruz. Türk kahvesi de var mönüde. Deneyelim diyoruz. Yan masa Türk, Metro, Ulusoy otobüsleri otellerin önünde. Günü birlik gelen de çok Doğu Karadeniz turlarına artık Batum eklemiş, o şekilde gelen de çok. Kumarhane de var tabi, gelip saçma sapan bir şekilde paralarını harcayacak insanlar. İçki ucuz şehirde.

20130427_124055Neyse biz kahvemizi içiyoruz, yanına da ekler pastası. 4 kahve ve pasta çin 15 TL ödeyip kalkıyoruz iyi bir rakam bu. Yürümeye devam, karnımız acıkana kadar. O arada bazı sokaklara dalıp görülmesi gereken kilise, sinagog gezilerimizi tamamlıyoruz. Ben hep bu arada sahil kentinde balık yemekten yanayım o nedenle, balık restoranı arıyorum. Bir de trip advisor notlarıma göre Ukranian isminde yapay gölün yanında bir restoran var. Karşımıza pıt diye çıktığı için dalıyoruz hemen.

Geleneksel Gürcü mutfağı ile Ukrayna yemekleri var. Biz sarmısaklı ekmek, havyar, karides ve bir de geleneksel olduğu için özel bir tavuk söylüyoruz. Ekmek ve havyar güzel ancak karides lezzetsiz, tavuk da içini kişniş ve su ile doldurmuşlar. Ben sevemedim. Bir de muhakkak içmeniz lazım diye beyaz bir Gürcü şarabı getirdiler onu da beğenmedim. Türk şarapları 100 basar. Özel bir not Efes Pilsen her yerde var. Rahat olun. İki kişi bahşiş dahil 88 tl ödeyerek restorandan ayrılıyoruz. Yürümeye devam.

Ancak şehir çabucak bittiği için ee ne yapacağız biz şimdi diyoruz ki o anda dünyanın 2. Büyük botanik parkına gitmeden olmaz diyerek taksici ile anlaşıyoruz. 22 TL’ye bizi oraya götürüyor, dönüşte de beni arayın gelip alayım sizi diyor Levan.

20130427_153639

Botanik Park

Botanik parkı gerçekten görülmeli. 8 dönüm alana kurulu, dünyanın çok farklı yerinden özel ağaç ve bitkilerin yer aldığı bu sene 100. Yaşını kutlayan bir park. 7 TL giriş, içinde de elektrikli otobüs var ki bence en mantıklısı gezmek için. Kişi başı tek  yön 3,5 TL baştan sona bu elektrikli araçla gezip parkı bitiriyoruz. Levan bizi gelip alacak.

Şehre dönünce aklımda bir yer var gitmek istediğim. RadissonBlu Hotel’in roofunda bulunan Clouds Bar. Akşam üzeri olmak üzere ancak güneşin batmasına yine de var. Birer şampanya iyi gider. Aslında akşam da gelmek lazım buraya diye düşünerek yemek sonrası için rezervasyonumuzu yaptırıyoruz.

Akşam yemeğinde Batum’da Rizeli bir abinin restoranını Karadeniz mezgiti yemeğini planlıyoruz ancak biraz dinlenmek gerek. Bu arada Radisson, Karadeniz Balıkçısı, bizim otel minicik bir üçgen içinde yer alıyor. Her biri arasındaki yürüme mesafesi 5 dakika yok. O nedenle rahatız.

20130427_180500Yemek sonrası evet hemen rengarenk ışıklı Batum’a tepeden bakmak gerek. Ancak bizde keyif içkisi içecek hal kalmamış, birkaç fotoğraf çekip bir de Türk kahvesi içtikten sonra otele geri dönüyoruz. Çok yürüdük bugün. Yarın da erkenden kalkıp Türkiye’ye geçeceğiz. Aslında Hopa’yı görmek istiyoruz biraz daha detaylı.

Sabah erken kalkıp anlaştığımız taksi ile Sarp Sınır kapısına ulaşıyoruz. Hopa’ya geçip temizliğine, lezzetine hayran kaldığımız sahilde kadınların işlettiği kahveye uğruyoruz. İsmi Kahve Bahane, çeşit çeşit kahve var. İsterseniz Türk kahvesini kumda bile pişirtebiliyorsunuz. Uçağa daha çok vaktimiz var. O nedenle Hopa sahilinde sütliman denizde oynaşan yunusları izleyerek bu gezimizi bitiriyoruz. Sonrası zaten aynı İrem’in uçak korkusu falan. Sıkıcı yani.

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 2 comments for this article
  1. Rahat Yazar at 14:21

    genel olarak pek beğenmemişsin gibi:) evet fakirlik var ama bina mimarileri falan bana güzel gelmişti. bazı yerlerinde avrupa şehri havası var

  2. İrem Özer Author at 15:48

    Evet beğenmedim. 2 sokakta Avrupa binaları var ama gerisi perişanlık. Bir de kendimi hiç güvende hissetmedim Batum’da. Huzursuz oldum bildiğin. Alışmışım Avrupa şehirlerine belki de. Ama biliyorum ki birkaç yıla turizmde patlayacak Batum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir