Hamburg

Hamburg

Her yerde yazıyordu ben gitmeden önce Berlin Hamburg karşılaştırması. Fikrim yok. Beklentim minimumda. Tek bildiğim uzunca zamandır Hamburg’u görmek istediğim, içten gelen bir duygu ile… Bir Almanya sever olarak diğer büyük şehirlerinden sonra Hamburg eksik kalmamalı, Almanya ile ilgili görüşlerim başka bir boyuta geçmeli.

20150614_125009

Yalnız gitmeyi planladığım seyahatime sevgilim de sürpriz yaparak bana eşlik ediyor. O nedenle daha bir keyifliyim. En azından uçakta saçma sapan korkarken kafamı dağıtacak biri var, ya da şu ana kadar seçtiğim en kötü otel olan Kieler Hof’ta 5 gün boyunca kalırken kendimi daha güvende hissedeceğim.

Mutterland

Mutterland

İşte şans yine İrem’den yana! 3 saat süren yolculuğun ardından Hamburg havaalanındayız. Hava nefis, inişte Elbe nehri üzerinden geçerken şahane çatıları, evleri, yeşillikleri olan bir yerleşim görüyorum, rüya gibi bir kasaba. Allah’ım burası Hamburg mu? Olamaz elbette, ikinci gün gideceğimiz bu kasabanın sokaklarında kendimizi kaybedeceğiz, parklarında yatıp yuvarlanacağız. Yazısı burada.

20150611_184435

Hamburg’a iner inmez S1 trenine binerek yaklaşık 25 dakika sonra hauptbahnhoftayız. Yani ana tren istasyonunda. Seyahat öncesi Maps.me uygulamasından Hamburg şehrini indirmiştim ve offline olarak da çalışan bu harika program sayesinde, tam karşı sokağa girip 30 metre yürüdükten sonra, 5 gün boyunca ben nasıl böyle yanlış bir tercih yaptım diye konuşacağım otelimize ulaşıyoruz. Sokak biraz enteresan. Semtin ismi St. Georg. Dünyanın pek çok memleketinden insan bu sokakta! Ancak merkezi olması konusunda mükemmel puan alıyor.  Otele yerleştikten sonra ben her zamanki gibi bilgisayarımı açıp, yaklaşık bir saat kadar çalışıyorum. Akabinde özgür olabileceğim ve Hamburg sokaklarına karışabileceğiz.

20150611_203736

Meydana yeniden çıkıyoruz, istasyondaki currywurst kokusuna kendimizi teslim edip hemen bir körili, hafif acılı Alman sosisinden tadıyoruz. O pek beğenmiyor, daha doğrusu bayılmıyor. Benim de Berlin’de yediğim daha mı güzeldi ne?

Acele öğle yemeğimizden sonra yürüyüşe başlıyoruz, önce mağazalar caddesi Spitalerstasse üzerinden Rathaus’a kadar yürüyoruz. Oradan Neustadt, hatta devam edip St.Pauli’ye kadar ilerliyoruz. İlk gün için şahane bir performans. Her ne kadar kolay bir metro ve tram ağı olsa da yürümek, şehri hissetmek başka güzel. Arada The Bird’de harika bir hamburger yiyerek depoyu dolduruyoruz.

The Bird

The Bird

St. Pauli biraz enteresan tabi, çok kalabalık, çok hareketli, İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi. Reeperbahn bölgesi ise Amsterdam’ın Red Light’ı! Her türlü gece kulübü, seks dükkanları, sokak barları, dönerciler, Hintli bakkallar burada. Bir de şimdi çok moda ya bekarlığa veda için gelen gruplar kendilerine özel tshirt, şapka ya da kostümlerle neredeyse 15’erli gruplar halinde gündüz ya da gece sarhoş vaziyette dolaşıyorlar. Özgürlük? Evet kimse kimseye bir şey demiyor, herkes istediği gibi eğleniyor.

Reeperbahn

Reeperbahn

Yürümeye devam! 15 kilometre tamamlanacak gibi. Limana doğru inip haritadan bakınca, Altona’ya kadar gittiğimizi anlıyoruz. Dönüş acıklı olmayacak umarım! Biraz daha yürüyüp enerjimizi sonuna kadar kullandıktan sonra bir taksiye atlayıp otelimize dönüyoruz. Zaten saat olmuş gece 10, gün taze batmış. Kuzeydeyiz unutma İrem. Burada yazın günler pek uzun.

IMG-20150704-WA0043

İkinci gün kahvaltı sonrası, tren istasyonundan 25 dakika uzaklıktaki o çatılarına bayıldığım kasaba olan Blankeneese’ye geçiyoruz. Tüm günü orada geçireceğimiz için ayrı bir yazıyı hak ediyor Blankeneese…

20150613_220442

Hava Hamburg’da tahminlere riayet ediyor ve ilk iki gün sıcak sonraki günlerde ara ara yağışlı geçiyor. Haziran ayının ortası ancak akşam üzeri uzun kollu ya da hafif bir mont giydiriyor bize. Arada yağan yağmurdan bahsetmiyorum bile. Kışın gelmek benim için herhalde azap olurdu.

Berlin’in Yaam’ı varsa Hamburg’un da Strand Pauli’si var!

Biz bayıldık, çok sevdik, üşümeseydik ve benim çalışmam gerekmeseydi daha da geç saatlere kadar kalırdık.

20150612_214039

Neden mi? Strand Pauli Hamburg’un en popüler mekanı sayılabilir. Sahilde, açık alanda, zemini kum, pek çok farklı oturma grubu var, locaları var, dekorasyonu müthiş. Arabadan bozma barbeküde sosisler kızarıyor, mojitolar elden ele dolaşıyor. Oldukça kalabalık. Yer bulmakta zorlanıyoruz, içinde 2 tur attıktan sonra içkimizi alıp biraz ayakta ortamı inceliyoruz. Şükür ki tam nehre bakan 2 iskemle buluyoruz. Müzik güzel, Hamburglular güzel, eğlence güzel. Kimisi çocuğunu kuma bırakmış, ayakkabıları çıkarmış, elde içkisi ile uzanmış. Kimi şıkır şıkır giyinmiş yanındaki kıza kur yapmakta. Kimi erkek grupları diğer kız gruplarına uzaktan keyifle laf atmakta. Gülen yüzler burada. 🙂 Bir daha yaz mevsiminde Hamburg’da olursam, Strand Pauli’de keyif edeceğim yine…

20150612_192557

St. Pauli Elbe Tüneli

Meşhur Elbe Tüneli de Strand Pauli’ye çok yakın. 100 yılı aşkın süredir, Elbe nehrinin altında iki yakayı birbirine bağlıyor. Asansörle 25 metre yerin altına inip oradan da karşıya 436 metre serinlik içinde yürüyerek yine asansörle yukarı çıkılıyor. Bisikletler vızır vızır. Hamburg da diğer Avrupa şehirleri gibi bolca bisikletli ile dolu. Kültürleri güzel.

20150613_133040

Miniatur Wunderland

Hamburg’a gidildiğinde olmazsa olmazların başındaki diğer bir yer ise Hafencity sokaklarında dolaşmak oluyor, kendini film stüdyosunda gibi hissetmek. Sonra da hiç tereddüt etmeden Miniatur Wunderland’a giriyoruz kişi başı 13 Euro ödeyerek.  Burası farklı 3 kat içinde Almanya, İsviçre, Avusturya, Kuzey ülkeleri ve Amerika’dan bir kesit içeren minyatür müzesi. İçeride kendimizden geçerek, detayların mükemmelliğinde sürekli birbirimize “Şunu gördün mü? Buna baktın mı? Dur videoya çekeyim, ay bunu da fotoğraflayayım, adamlar ne yapmışlar?, nasıl yapmışlar? demekle geçiyor. 2 saatten fazla bir zaman bu muhteşem müzede, mest olmuş vaziyette  ve iyi ki girmişiz diyerek sonlanıyor. Ya sonra? Acıktık mı ne?

20150613_134515

Notlarımda yakınlarda bir Fransız krepçisi var. Almanya’ya gelmişiz, sosis, hamburger yemişiz. Biraz da farklı lezzetler denemeliyiz diyoruz. Ti Breizh’in kanaldaki masalardan birini seçmiş olsak da yakında yağacak yağmuru işaret ediyor çizgili tişörtlü garson. İçeride henüz yer varken aklınızı kullanın ve içeri geçin yoksa karışmam da diyor hafif Fransız aksanı ile. Uyuyoruz tavsiyesine, nitekim siparişimizi verir vermez de tufan kopuyor dışarıda. Somonlu bir krep, patatesli bir salata ve içkilerimiz geliyor. Ben seviyorum her iki lezzeti de. Bizim damak tadımıza yakın olmasa da keyifli geliyor. Tatlı olarak da çikolatalı krep ile öğünü sonlandırıyoruz. Yağmur da bu süreçte hızını kesip havayı yumuşatıyor.

20150613_154531-1

Biliyorum uzun bir yazı oluyor ancak güzeldi Hamburg. Sevdiğim herhangi bir detayı atlamak istemiyorum. Ben bir ara tabi Birkenstock krizine giriyorum ve tam istediğim rengi ayak numaramda bulamasam da yeni bir çift terlikle memlekete dönüyorum.

20150614_150138

Hamburg’a gidildiğinde her nehri, gölü olan şehirde olduğu gibi tekne turu yapmak şart. Jungfernstieg’tan kalkan Alster gölü tekne turlarına biz de Pazar günü, göl içinde su sporu, yelken, kürek sporu yapan ailelere hayran hayran bakarak katılıyoruz. Yaklaşık bir saat boyunca göl kenarındaki evlerin değerlerini anlatan göl gezisi mi emlak gezisi mi oldu diyerek biz yine de yaşam tarzlarına imrenerek bakıyoruz. Bu turun bedeli kişi başı 15 Euro. Bu arada Jungfernstieg’da yer alan Cafe Alex her ne kadar kalabalık, gürültülü olsa da yemekler nefis lezzette. Hava iyiyken terası mis gibi.

20150614_201914

Hamburg’a gelmeden önce bir bilene sorduğumda deniz mahsüllerine bayılacaksın, bol bol Baltık denizi karidesi ye demişti. St. Pauli Fischmarkt yakınındaki Lust Auf İtalien basit dekorasyonu, İtalyan mutfak becerisi ile bize aşk yaşatıyor. Menüdeki her şeyi sipariş etmek istiyoruz. Karides, somonlu bir salata, kalamar ızgara ve ev yapımı şarap ile son zamanlarda yediğimiz en güzel akşam yemeği mutluluğu ile günü 10 üzerinden 10 puan vererek bitiyoruz.

20150611_211034

Park Fiction

Daha fazla uzatmadan neler yapılırsa bu seyahat güzel geçer maddelerle yazayım.

  1. Hamburg’a yazın gitmeli! Kışını, soğuğu, fırtınasını hayal bile etmek istemiyorum.
  2. Hamburg’da deniz mahsülleri tüketilmeli
  3. St. Pauli’ye en az 1 kez, belki her gün gitmeli:)
  4. St. Pauli Elbe Tüneli’ninde bir karşıya bir de geriye yürümeli
  5. St. Pauli balık pazarında Pazar sabahı muhakkak bulunmalı. Deniz mahsulü ile kahvaltı cazip olmayabilir ancak o atmosfer görülmeli
  6. Strand Pauli, yaz mevsimi ile şehrin en popüler mekanı, biz çok sevdik.
  7. Blankeneese, işte o hayal kasaba. Zengin, yaşlı Almanların huzur içinde yaşadığı yer
  8. Miniatur Wunderland. Dünyanın en başarılı minyatür müzesi. Kaçmaz!
  9. Kahve için The Coffee Shop, kahvaltı için Mutterland, bayıldık 2 kez gittik.
Fischmarkt

Fischmarkt

İşte bu saydıklarım dışında ne mi var Hamburg’da? Özgürlük var, evet gerçekten Fatih Akın filmleri hissi var.

20150613_125441

Hafencity

Berlin mi Hamburg mu kıyaslaması yapamam, yapmam. Benim gözümde ikisi de birbirinden güzel, keyifli ve Alman. Hamburg Berlin’e göre biraz daha mistik, biraz daha kendine has. Berlin kadar kozmopolit değil. Bir de dünyanın başka hangi şehrinde bu kadar evsiz vardır o şaşırtıcı.

Şimdi fotoğraflara bir tur daha bakıyorum da pek güzel vakit geçirmişiz…

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir