Komşu ülke Yunanistan – Bölüm II

Yunanistan’da Selanik,  Atina ve diğer şehirleri gördükten sonra dönüş yolumuzda orta Yunanistan’da gezi boyunca en çok merak ettiğim yer olan Meteora Bölgesine yöneliyoruz. Atina otobanından ayrıldıktan sonra önce yüksek bir dağı aşıp sonra sonsuzmuş gibi görünen Teselya ovasına doğru iniyoruz. Sağımızda solumuzda Toskana bölgesindeki köyleri anımsatan yerleşimleri görüyoruz. Tren yoluna paralel ilerleyerek üç iyi anlamına gelen Trikala kasabasını ulaşıyoruz. Bu kadar küçük bir yerleşimde o kadar çok iş makinesi görünce merakla rehberimize soruyoruz. Teselya ovasının Yunanistan’ın pamuk üretiminin gerçekleştiği bölge olduğunu öğreniyoruz, hatta Türkiye’nin dev tekstil sektörü için buradan pamuk aldığını da duyunca şaşırıyoruz. Bu iş makinelerinin hepsi bu ovada tarım ve zirai amaçlı kullanılıyormuş. Teselya ovasında ilerledikten sonra gezimizin büyüleyici ve akıllarımıza kazınan noktası olan Meteora Manastırlarına yani Kalambaka’ya ulaşıyoruz. Kayaların tepesine rahiplerin ve rahibelerin korunma amaçlı yüzyıllar önce yaptıkları büyük manastırlar bunlar. İnanılır gibi değil, nasıl o kayalara çıkmışlar, nasıl inşa etmişler, nasıl yaşamışlar; karda, yağmurda, buzda, nasıl ısınmışlar, nasıl o merdivenleri çıkmışlar? Ben bile en büyük manastıra çıkarken zorlanıyorum, ne asansör var ne teleferik! Manastırlardan aşağıya doğru bakmak, o yükseklikten Kalambaka’yı buğulu görmeye çalışmak muhteşem. Yüksek bir haz duyuyorum içinde Kalambaka olan turu seçtiğim için. Yunanistan’a gidildiğinde görülmesi en önemli yerlerden biri Kalambaka. Kimisi Kapadokya ile kıyaslama yapıyor, her iki bölge de size dünyada olduğunuzu unutturuyor ancak çok belirgin farkları var aralarında. Ortak noktaları ikisi de muhakkak görülmeli.

Kalambaka’da 1 gece dinlendikten Batı Trakya’ya doğru ilerliyoruz. Yolumuzun üstünde Yunanistan’ın 3. büyük kenti olan Larissa’dan geçiyoruz. Larissa’da NATO’ya ait bir yerleşim mevcut, hatta Türk ordusundan da 10 subayın orada görevli olduğunu öğreniyoruz.

Yunanistan’da son noktamız Kavala! Kavala’ya gelmeden önce geliş yolumuzda da geçtiğimiz Vardar ovasını ikinci kez görüyoruz. Vardar ovasının kuzeyi Makedonya. Bulunduğumuz bölgenin adı Makedonya, ülke olan Makedonya da 60 km uzaklıkta.

Kavala sempatik bir sahil kenti. Günlerden Pazar olduğu için pek çok yer kapalı. Gittiğimiz balıkçıda şansımıza Türkçe bilen garsonumuz bile var! Ama servis yine kötü, kavga ettik, edeceğiz. Grubumuzda kökeni Kavala civarındaki köylerde olanlar taksiye binip köylerini, akrabalarını görmeye gidiyorlar. Döndüklerinde hepsi duygulu, hepsi ağlamaklı…

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evi de Kavala’da, tarihte Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı’ya ihanet ettiği yazıldığından, gruptaki herkes duygusal davranıp gezmek istemiyor müze haline getirilmiş olan evi.

Batı Trakya’ya yaklaştıkça, öncesinde gördüğümüz güzel, zengin bahçeli köy evleri birer birer kaybolmaya başlıyor. Yerini daha yoksul görünümlü binalar alıyor, köylerde, kentlerde. Ne zamanki köylerde kilise değil de cami gördünüz, o zaman anlıyorsunuz ki Batı Trakya’dasınız. Yine duygulanıyoruz, daha çok hüzünleniyoruz.

Yunanistan’ın en büyük gelir kaynağı turizm ama bizim hizmet sektörümüzün onda biri onlarda yok. Ama pazarlamaları ve Helen kültünün çocukları olmaları bizden öne geçiriyor onları. Sanayileri yok denecek kadar az, hatta olsa olsa bizim Hadımköy, Büyükçekmece civarındaki sanayi tüm Yunanistan’da yoktur bile. Sanayi diye görülen tesisler Türkiye’deki organize sanayi bölgelerindeki küçük atölyelere benziyor. Bunu düşününce ülkeme olan hayranlığım biraz daha artıyor. Yunanistan keyifli bir ülke,  gezdikçe,  yaşadıkça. Tarihi etkileyici, bizden bir farkları yok aslında dinlerinden ve AB vatandaşlıklarından başka.

Ben hayalimi gerçekleştirdim, sıradakini heyecanla bekliyorum…

 

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir