Perugia, Umbria’da Bir Ortaçağ Güzelliği

Roma’dan 3 saatlik keyifli bir tren yolculuğu ile yağmurlu bir akşam üstünde Perugia‘dayız. Bundan birkaç yıl önce Perugia’ya uzaktan bakmıştım. Şehrin içine girme vaktimiz olmamıştı o zaman. Ancak hafızamda yer etmiş niyeyse, bugünleri hissetmişim belki de evvelden.

İtalya’nın tam ortasındayız, kuzey ve güneyin arasında Toskana bölgesi sınırda. Çok sevgili Ziya abimiz çok yanlış zamanda geldiniz diyor bize. Baharda, Eylül’de, Umbria Jazz festivalinde ya da Perugia Çikolata festivalinde burada olmalıydınız. Şimdi yağmur, soğuk… Olsun biz hayatımızdan son derece memnunuz. Yeni yıl öncesinde bir orta çağ kentinde,  şehirde dozunda bir ışıltı. Gelmeden önce çok az araştırma yapabildim. Bir de ahbabımız olduğu için daha da rahatım, gerek görmedim. Bir yerin yerlisi ile gezmek başka olacak. Tek bildiğim yakında bir outlet olduğu. Valdichiana Outlet Village. Daha evvel gelmiştim, çok büyük markalar değil ancak daha orta düzey markaların mağazalarını mevcut.  Neyse boş verelim şimdi outleti, nasıl olsa gideceğiz oraya, grupta 4 kadın var. Kaçar mı bu sizce?

Perugia Sokakları

Ziya Abi (Ağabey yazımından hoşlanmıyorum, direkt okunduğu gibi yazıyorum) yani Ziya Bozoğlu uzun yıllardır İtalya, Perugia’da yaşayan ve orada sanatla ilgili işini icra eden bir Türk. Değerli halılar, kilimler,     antikalar onun uzmanlık alanı. Avrupa’da da tanınan bir isim. Kuzenim Ersin’in de Edirne’deki bağcılık işinden arkadaşı. Açıkçası nasıl bir aile ile karşılaşacağımızı hiç bilmiyoruz. Hatta Roma’da da kalsak olurdu belki ancak geldik işte. Ziya abi bizi çok sıcak ve içten bir şekilde karşılıyor, sevgili eşi Beatrice de aynı şekilde. Hatta evdeki Alman av köpeği Tobby bile son derece sevecen ve heyecanlı gelişimize. İlk gece Perugia’nın meşhur ve geleneksel mutfağına sahip, yer bulmakta zorlanılan Da Cesarina’dayız.  Özentiden uzak dekorasyonda, burada güzel yemek yenir duygusu hakim. 2 günlük Perugia gezimiz boyunca en çok duyduğumuz kelimeler trüf mantarı ve şarap oluyor. Tabi ekipte 2 şarap üreticisi ve bir mantar profesörü olunca bu gayet normal. Restoranda yediklerimizi bir bir anlatsam çok kişinin aklı kalacak, o nedenle ben sadece İtalya gezimin betimleme kelimesi “müthiş” ile geçiştireceğim. Hoş sohbet, güzel yemekler, eğlenceli, sıcak bir restoran ve gecenin sonu. Karasal iklim, saat ilerledikçe hava daha da soğuyor. Ertesi gün de biliyorum ki hava soğuk ve yağışlı olacak. Bizim programımızda outlet var. Sonrasını bilmiyorum. Ha bir de evet ertesi gün benim doğum günüm.

Ziya Bozoğlu Koleksiyonundan bir halı

Perugia Valdichiana arası 56 km. 40 dakika gibi bir sürede yine keyifli bir yolculukla, İtalya’da olduğumuzu fazlası ile hissederek outlet maceramıza başlıyoruz. Varır varmaz dağılalım diyorum. Kimse kimsenin alışverişine engel olmasın, herkes özgürce dolaşsın. Nasıl olsa bir mağazada denk geliriz. Ben önce Calvin Clein, Benetton, Geox‘ta şansımı deniyorum. Daha sonra ablamla Samsonite‘da buluşuyoruz. Evet oldukça uygun fiyatlar. Alışverişi abartmasak da kış mevsiminde günlerin kısalığı ile akşama yaklaşıyoruz. Perugia’ya geri dönüp biraz şehir merkezinde vakit geçiriyoruz. Zira akşam Beatrice bize yemek hazırlamış olacak. Hem belki pasta da keseriz ne dersiniz?

Perugia merkezde de yine ekip dağılıyor, herkes istediği gibi geziyor. Akşam karanlığı iyice şehre çökmek üzere, Perugia’yı tepeden göreceğim bir noktadayım ancak hava puslu. Net fotoğraflar çıkmıyor. Evet kesinlikle baharda burada olmalı. Şehir merkezine merkezde oturanlar ve orada dükkanı olanlar dışındakiler arabaları ile giriş yapamıyorlar. Otobüs ve ring sefer yapan bir tramvay ile çarşıya gelebiliyorlar. Perugia aslında bir öğrenci şehri aynı zamanda, o yüzden de bakmayın orta çağ kenti olduğuna, oldukça enerjik. Festivaller zamanı görülmeli gerçekten. Diğer yandan da yemyeşil, İtalya’nın ciğeri denecek kadar.

Artık eve dönme vakti geldi. Beatrice tadı damağımızda kalacak geleneksel İtalyan yemeklerinden oluşan bir masa ile karşılıyor bizi. Sarah, Mattia, Maria da orada. Masa bizdeki gibi değil, viski içilmeyen evde bulunan kristal viski kadehleri yok onlarda. Evde samimi bir yemek ve şaraplar su bardağında. Ne gerek var ki, maksat zaten güzel yemek, dostlarla hoş sohbet. Gerisi kimin aklında kalır.

36!

Evet yaşımı söylemeye utanıyorum, kendimi bu yaşa ait bir olgunlukta hissetmediğim için belki de. Nitekim 36’ya Perugia’da girmek hoş oldu. Masada 2 adet pasta var. Biri ev yapımı elmalı, diğeri ise, kestaneli, bezeli. İkisi de birbirinden güzel. Böyle keyifli bir doğum günü yaşadığım için şanslıyım. Buradan da Ziya abi ve Beatrice’ye teşekkürlerimle. Sayenizde çok özel iki gün geçirdim.

Umbria’da ne eksik kaldı Beatrice’nin demesi ile Assisi‘yi görmelisiniz.

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 3 comments for this article
  1. hhandesign at 14:27

    Ahhhhh Perugia… 4 ay yaşayıp doyamadığım… Enn güzel çikolatalarını yediğim… Okuldan çıkıp kahve alıp merdivenlerde güneşin altında saatlerce oturup keyif yaptığım… Ahhh ahhh çok çok çokkk özlediğim Perugia…

  2. İrem Özer Author at 15:03

    Ne kadar şanslısınız! Ben ise sadece 2 gün geçirebildim hem de soğuk, yağmurlu kış günü… Çikolata festivalinde orada olmak isterdim:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir