Uçak korkusu

Uçak korkusu

Eskiden hiç yoktu, hatta aksine ayrı bir zevk alırdım. Ancak yaş ile mi ilgili yoksa yaşadığım birkaç sallantı mı bilemiyorum ama ciddi bir uçak ile seyahatten korkuyorum bu kadar gezme isteği içimde canavarlaşırken bir de!

Türkiye içi uçuşlarda daha çok sallandığımızı düşünüyorum. Sanki uzun uçuşlarda daha yüksekten gidiyor uçak diye sallantı da daha az oluyor gibi geliyor bana. Bir de Türkiye tabi dağlık bir ülke dağların üstlerinden geçerken hava akımları daha fazla oluyor, sallantı da. Nelere takıyorum bu uçuşlar sırasında dinleyin de gülün azıcık bana. Bütün hosteslerin mimiklerini takip ediyorum sürekli, herhangi bir korku, gerginlik emaresi var mı yüzlerinde diye. Nasıl olsa onlar alışkınlar, anormal bir durumu önce onlar bilirler diyorum. Motordan çıkan her türlü sesi pür dikkat dinliyorum. Sana ne kızım, pilotun derdi o. Ya da düşünüyorum uçak sallanırken acaba pilotlar laylaylom bir muhabbet içindelerdir diye kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Tok bile olsam muhakkak bir şeyler yiyip içiyorum uçakta. Neden mi? Zaman daha çabuk geçiyor, oyalanıyorum diye düşünüyorum. Bir de tabi bildiğim duaların hepsini ettiğim tek yer sanırım uçak. Yanacağım öbür tarafta kesin. İstanbul’a Küçükçekmece tarafından, denizden inişi hiç sevmiyorum çünkü deniz üzerinde rüzgar daha da çok sallıyor gibi geliyor uçağı. Ha bir de sabah erken ya da akşam geç saatlerdeki o hava değişimlerinin daha fazla hissedildiği saatlerde iniş ve kalkışı sevmiyorum. Oof oof daha o kadar çok taktığım şey var ki. İşin ironik tarafı bir o kadar da hava alanında vakit geçirmekten keyif alıyorum.

Bir ara araştırdım THY’nin uçma korkusunu yenmek için organize ettiği kurslara katılayım diye, ancak rakam çok yüksekti, ben içki içer, ya da sakinleştirici alırım onun yerine diye düşündüm uçuş öncesinde. Hala sakinleştirici almıyorum. Herkes Xanax alıyormuş. Benim gibi korkanlar. Saat uygunsa bir kadeh bir şey içiyorum. Tabi o da kesmiyor. Yanımda ablam varsa sağ olsun o çok destek oluyor, hatta gülüyor benim halime.

Bu konuda farklı bir önerisi olan ya da İrem bir daha da şunu dene diyen varsa bir adım öne gelsin. Öpeceğim:)

* Görsel www.anxietyguru.net sitesinden alınmıştır.

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 9 comments for this article
  1. Martı at 13:30

    Bu çok ilginç bir konu, dile getirdiğin iyi oldu. Bende de aynı şey oldu çünkü, yeni atlattım diyebilirim. Ve pek çok gezginden de duyuyorum bunu. İlk başlarda heyecan, istek, sevinç, sonra gelen panik, korku.. Çok garip. Hatta sadece uçak değil bende genel olrak tüm motorlu taşıtlara karşı bir korku gelişmişti bir ara. Acaba çok mu güvende yaşamaya alışıyoruz, ya da yıllar geçtikçe daha mı tedbirli olmak geliyor içimizden ya da izlediğimiz şeyler bizi paranoyak mı yapıyor? Araştırılası bir konu ama yalnız değilsin, haberin olsun.

  2. DERYA at 13:35

    benim oğlum da uçaktaki sarsıntıdan korktuğunda ben de ona aynı şeyi söylemiştim ‘birşey olsa hostes böyle durur mu?’diye ,O’nda işe yaramıştı.Bu ne yapsan da içinden gitmeyen korku,bende arabaya binince oluyor.her an kaza olacakmış gibi.yanımdakiler için çekilmez oluyorum…o yüzden seni çok iyi anlıyorum.ben hastanede bir psikiyatra gitmeyi düşünüyorum ciddi ciddi.çoğu yere yol korkum yüzünden gitmek istemiyorum..otobüsle gidelim,diyorum.o zaman korkmuyorum çünkü…garip işte..sevgiler:)

  3. İrem Özer Author at 13:54

    Aynen ben de çocuğum olsa kendim korkarken onu nasıl sakinleştireceğim diye düşünüyorum. Ben de korkularımla ilgili doktora gitmeyi düşündüm ancak uçak korkusu da sanırım çok kişide var. Diğer araçların kaza yapma riski uçağa göre çok daha yüksek ama işte kontrolümüz dışında, o kadar yüksekte vs vs… Dediğiniz gibi garip işte…

  4. İrem Özer Author at 13:55

    Belki de dediğin gibi Martı fazla kontrolcü ve güvenli yaşam tutkunuyuz. Ama uçak da teknoloji, konfor, bir nimet hem de. 🙂

  5. zeynep at 10:17

    bu yüzden ben bilet yaktım 2-3 sene önce. kendimi de bir psikiyatristin karşısında buldum alelacele. Uçak bir sembol idi aslında. Genelde hayata karşı endişe, korku had safhadaydı. Önce onu onardık. Hala her gün Cipralex alırım. Geceleri de içilen bir ilacım vardı ama bir süre sonra onu bıraktım. Ve geçen temmuz ayında ilk defa uçağa tekrar bindim. Ama ilaçla. Seroquel 1 tane attım. Eski endişeler haliyle depreşti ilk anda ama artık şimdi uçağa binebilirim düşüncem var. Ayaklarım koşarak gitmese de binebilirim hissinin olması bile bana göre çok büyük gelişme.

  6. İrem Özer Author at 09:52

    Bir arkadaşım da diyor ki 2 duble viski iç. Hiçbir korkun kalmaz diyor. 10 gün sonra yine uçağa bineceğim deneyeceğim bakalım viskiyi:) Sonuçlarını haber veririm:) Sevgiler, korkusuz günler hepimize.

  7. Hüseyin at 14:17

    Bu konuda pek tabii ki yalnız değilsiniz 🙂 taktığınız noktalar birebir ayni..Ben korkmuyorum diyenlere de inanmıyorum, hele şiddetli bir sarsıntı, bir hava boşluğu, inişte pas geçip tekrardan yükselme gibi bir durum yaşasınlar da sonra konuşalım..Ben çözümü uçağa binmezden önce birkaç bardak içkiyle çözdüm, daha rahat oluyor insan, o zaman fazla takılmıyorum motor sesindeki değişikliğe, mimiklere falan..Öceden beni en çok rahatlatan kokpit kapısının açık durmasıydı, diyordum ki o zaman herşey yolunda pilotlar da rahat..Sonradan kokpit kapısının açık durmasına yasak gelince doğal olarak stres katsayısı da yükseldi..

  8. İrem Özer Author at 09:09

    Birincisi kontrol bizde değil! İkincisi o kadar yükseklikte. Benim de birkaç sallantı ve uçağın inişe geçmesi gereken yerde hava şartları sebebi ile kalktığı havalimanına geri dönmesi gibi tecrübelerim oldu. Herhalde yerleşti biraz. Perşembe günü bir uçuşum var bakalım. Kendimi motive etmeye çalışıyorum:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir