Bu da Bebek’in en güzeli, hatta İstanbul’un…Kırıntı

Bir yıldır bekliyoruz açılmasını. Geçen yıl yanındaki Midpoint açıldığında inşaatı başlamıştı ve yaz sonuna yetiştirler muhakkak dedik, olmadı. Bahara kesin yetişir dedik, o da olmadı.
Dün gittiğimde net bir şekilde anladım yetişmemesinin sebebini. Öyle eften püften yer yapmayalım demişler ve İstanbul’un en güzel, en keyifli, en rahat hissettiren restoranını yapalım demişler. O yüzden her detayda ayrı ayrı zaman geçirmişler. O yüzden herkese hitap edebilecek bir dekorasyonu oturtmuşlar. O yüzden hiçbir şeyi beğenmeyen Murat bile bayılmış Bebek’teki Kırıntı’ya…

Tek kelime ile muhteşem bir yer yapmışlar. Dekorasyon sakin, yormayan, neşeli ve dinamik aynı zamanda. Bununla birlikte bir o kadar da şık. Farklı dokumalarda koltuklar olduğu gibi, farklı renkte iskemleler var. Su havuzları sanki SPA merkezindeymişsiniz gibi hissettiriyor, tek eksik güzel kış günleri için şömine diyorsunuz, tavana da bakınca hemen aklınıza o geliyor, ancak şaşırmayın, şömine de var!
Sanki her zevke hitap ediyor. Beğenmeyen olacağını hiç sanmıyorum. Bayıldım ben Kırıntı’ya. Hep gidesim var. Öğlen, akşam fark etmez…

Yemekler boyut olarak çok büyük olduğu için her gittiğimde yanımdaki arkadaşımla porsiyonu bölüşür olduk. Eğer çok çok açsanız bir tabağı bitirebiliyorsunuz. Yanınızdan geçen her tabağa, eğer kendi yemeğiniz de henüz gelmediyse offf acaba bunu mu söyleseydim edasıyla bakıyorsunuz. Yemek yedikten sonra geçenler için de bir daha geldiğimde bunu sipariş edeceğim diyorsunuz. Kokular muhteşem, görüntüler de öyle. Herkes keyifli, çalışanlar dahil. Vardiyalı olarak toplam 80 çalışan olduğunu duydum, şaşırdım kaldım. Evet hacim olarak gerçekten büyük bir yer ama yine de o kadar çok çalışan olmasını aklım almadı. Bu çalışanların %70’i de mutfak ekibinden oluşuyormuş. İnanılmaz bir rakam!

Şansımıza ilk gittiğimde minicik bir aksilik oldu ki ben hiç rahatsız olmam bu tarz aksiliklerden, çünkü çok mümkün bir şey ve her yerde olabilecek bir şey, kendi evimizde bile! Samuray’ın yemeğinden kıl çıktı. Hemen garsonu çağırdık, gösterdik. Yaklaşım ve cevap çok profesyonelceydi, hemen değiştirileceğini ve eğer istersek mutfağı bize gezdirebileceğini çok özür dileyerek ve çok kibar bir şekilde söyledi. Belli ki uzun ve sıkı bir eğitimden geçmişler açılana kadar. Tatmin olduk. Yenisi de geldi hemen, yemeğe devam ettik olayı unutarak. Öyle ki ertesi gün öğlen de koşa koşa yemeğe oraya gittik.

Mönü çok zengin, karar vermek çok zor. Cook Shop’ta olduğu gibi bu mönü de dergi gibi (hatta ismi de dergi) seçeneklerle birlikte çeşitli yazılar var mönü-dergide. Hoş, insanlar yalnız yemek yiyiyorlarsa eğer sıkılmazlar, dergi ile vakit geçirebilirler. Hatta belki de amaçları o!

Akşam gidecekseniz eğer haftanın hangi günü olduğunun önemi yok, kalabalık. Rezervasyon yaptırabilirsiniz ya da erken gitmelisiniz. Yer bulamazsınız ve caddeye kadar oluşan sıranın bir parçası olabilirsiniz.

Üzülüyorum hemen yandaki Midpoint’e ve kuytudayım, avantajlıyım, ne güzel serin serin ağaçlar altındayım diyen Kitchenette’e de… Kırıntı Bebek’in favorisi artık. Tek rakibi caddedeki ve Nişantaşı’ndaki Kırıntı’ymış. Sarı peçeteleri kaldırınca rakip falan da kalmayacak. Tek hoşuma gitmeyen tatlı ile verilen sarısının tonunun kötü olduğu peçetelerdi. Subjektif bir yorum ama beğenmedim işte. Sortie’deki Gaucho’da da yemekte aynı sarı peçete kullanılıyor. Oraya da yakışmıyor maalesef…

Bebek’in en iyisi Kırıntı, Susam büfemize ihanet etmek istemem hiçbir zaman ama bu tabii ki çok farklı. Bu hafta yine orada olacağız bir vakit.

Not: Fazla resim yok. Çünkü insanları rahatsız edeceğimi düşünerek, çekindim, çekemedim. Bir tek yemeğimizden birini koyabiliyorum. Belki bir dahaki sefere…Ya da gidin görün kardeşim kendi gözünüzle. 🙂

 

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 2 comments for this article
  1. bodrum çiğdem at 20:33

    sanırım bu çektiğin benim yemeğimdi:))Görüntüsü kadar lezzeti de mükemmeldi.Sevgili İrem,Maide ve Özlem taaaa Bodrum'lardan kalkıp oralara gitmişken,beni bu müthiş mekanda yemeğe davet ettiler,iyi de etmişler bayıldım!!!!Tekrar teşekkür ederim kızlar…..Çiğdem

  2. I.O. at 07:15

    Eveeet bu senin yemeğindi, aklım da onda kalmıştı zaten:)) diğerlerini koyamadım Emine Beder sayfasına benzemesin diye:)))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir