Blankenese, Hamburg

Blankenese, Hamburg

Kaç yer vardır işte burada insanın ömrü uzar, burada yaşlanmak güzel olur dediğimiz?

Almanya’da hatta Avrupa’daki buna örnek güzel kasabalardan biri de Blankenese…

20150612_144401

Ben dedim. O da dedi. Hava sıcaktı. Güneş güzeldi. Kışını düşünmedik, sanki hep yazmış, hep aydınlıkmış, hep günler uzunmuş gibi.

Negatifi düşünmeden biz Blankenese’deki güneşli günümüzü yaşayalım.

Hamburg tren istasyonundan S -Bahn‘a binip 25 dakika sonra Blankenese’deyiz. Offline haritam açık. Denizi az biraz kestiriyoruz, şu taraftadır diye. Aslında deniz de değil ki o, Hamburg’dan gelen Elbe nehri, kuzeye gidiyor, denizle kavuşmaya. Geniş, büyük nehir Elbe, içinde pek çok tekneyi, Hamburg limanına gelen pek çok tanker, yük gemisini taşıdığı için denizden farkı yok benim gözümde.

20150612_130208

Hani 2 gün önce uçak alçaldığında, çatısı nefis, ağaçlar arasında pırıl pırıl evler görmüştüm ya, masal mı bu demiştim içimden. İşte orası Blankenese. Almanya’nın en zengin kasabalarından biri ve elbette en yaşlısı da. Biz yürürken güzel kafeler, mağazalar görüyoruz. Likör ve şarap butiğine, dönüşte muhakkak uğrayıp alışveriş yapalım diyoruz. Tam da o esnada açık pazarı keşfediyoruz. Pazarlara bayılmayan var mıdır?

20150612_131744

Peynir, şarküteri ürünleri ile sebze ve meyvelere bakıp iç geçiriyoruz. Her yer çilek ve kuşkonmaz dolu. Can çekmiyor değil hani. Biz dondurmamızı alıp pazardan çıkıyoruz. Suya, denize, nehre doğru gitmeliyiz. Tamamen hissiyata dayalı bir yürüyüş ile evler, güzel kapılar, hayal gibi çatılar, bahçeler arasında sır gibi bir merdivenle sahildeyiz. Bisikletle yanımızdan geçenlere, yürüyüşe çıkmış ben yaşlanınca böyle olur muyum acaba diye düşündüren pek çok insana imrenerek bakıyorum. Bir yerlere oturmalı, suya, geride kalan kasabaya bakmalı. Öğlen olmadan bir şeyler içmeli. Aperol favorim geçtiğimiz yazdan bu yana. Teknelerin yanaşması için tahta köprü ile yapılmış küçük iskelede toplam 3 küçük kafe, restoran bulunuyor. Hafif gölgesi olan rahat bir banklı masaya oturuyoruz. Self servis. İnternet yok. İyi ki de yok. İlk yudumumdan sonra açıyorum minik defterimi, bir şeyler yazmanın vakti gelmiş yine.

20150612_122113

James Blunt cd’si dönüyor durmaksızın… Yaşlılar etrafımızda. Eski bir balıkçı köyü ruhun yaş uzatma formülünü barındırıyor içinde.

Mavi ya da yeşil, berrak olmasını hayal ettiğim nehir, çamur gibi akıyor. Gerisinde bol bisiklet, sıfır egzos. Bol merdiven, az insan. Bol yaşlı, az genç. Bol sükunet, az karmaşa. Teknem olsa, yılın sayılı günü kendini gösteren güneşin tadını çıkarırdım burada. Güneşin unuttuğu günlerde ben de onlar gibi az paraya Antalya’ya gider Mart ayında denize girerdim. Hatta kalırdım 2 ay. Sabah 10’da başlardım içmeye. Bol okur, bol yazardım. İşte o kötü hava kuzeydeyken, ben bizim güneşin tadını çıkarırdım.

Hayali boşver, ben şimdi mutluyum. Yanımızda 70 küsur yaşlarında, tatlı mı tatlı bir kız oturuyor. Neşesi yerinde, somonlu sandviçi ile lattesini katıklıyor.

Katık deyince babam geldi aklıma. Onun kelimelerinden biriydi bu da. Bu tatlı yaşlıyı görse kim bilir neler derdi.  “Herifi kesin gömmüş dıngış, şimdi tek başına balayı yaşıyor” sesi kulağımda. Yine çok özledim işte. Yine burnumda tütüyor. İnsan çok mutluyken ağlar mı? Gözyaşım şu defteri ıslatmasın. Gözlük camından kimse görmesin. Kendine gel İrem! Toparlan, silkelen ve kuyruğu dik tut! Bu arada gözyaşı tuzlu ve hafif tatlı, seviyorum ben. Bir de burnum akmasa.

20150612_125346

Doyduk sanırım. Keyfin boyutunu değiştirmek gerek. Yürüyerek merkeze dönmeli, belki başka bir yere oturmalı. Belki biraz daha yürümeli. Belki ormana doğru girmeli. Bilemedim. Sahilden devam ederken sıcak tepemizde ensemizi yakıyor. Gölgeden gitmeli. Hatta merkeze yürümeyi yemiyor yüreğim. Bir araç bulmalı. Otobüs, otostop ne olursa. Durak bulunca duruyoruz. O arada da ne yapmak istediğimiz şekilleniyor. Haritaya göre kasabanın merkezinde nefis bir park var. Yapıyor muyuz İstanbul’da park keyfi? No. Market buluruz, şarap alırız, peynir, ekmek alırız. Tadı çıksın güzel havada bu kadar kuzeyde olmanın. İşte kafamızdaki gerçekleşiyor. Parktayız! uzanmışız çimlere, güneşten D vitamini talebinde bulunan yaşlı bikinili çift önümüzde, biz gölgede. Diğer ağacın altında bir grup genç, ellerinde biraları ile. Karşıdan koşan 2 köpek, arkalarında yürüyen sahipleri. Kapat gözlerini uyaranlara karşı. Sadece uzan, uzan. Kuşları dinle…

20150612_144135

Akşam üzerine yakınız artık. Blankenese hafızamıza başka türlü giriyor. Dönebiliriz Hamburg’a. Belki St. Pauli’de bir şeyler içeriz.

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir