Bu hafta sonu Çeşme’ye gittiğinde

Yazacaklarım aklından çıkmasın!

Şaka bir yana 5 günlük Çeşme tatilim sonrasında hemen birkaç notumu çok sevgili bebeğim blogumda paylaşmak istedim.

İzmir’e SunExpress ve THY gibi önde gelen hava yolları ile konforlu bir uçuşla ulaşabilirsiniz. Biz İzmir uçak biletimizi aldıktan sonra İzmir -Çeşme arası en kolay ulaşım yolunu araştırmaya koyuldum. Bazı hava yolu şirketlerinin ücretli servisleri var, ya da bazı kredi kartlarının yine ücretli servisleri kullanılabilir. Onun dışında yorucu olacaktır ancak otogar yoluyla da gidilebilir. Taksi iyi bir pazarlık sonrasında tercih edilebilir ama ben şahsen hiç taksi ile gitmedim.

Denizi muhteşem olan bu güzide tatil beldemizde takdir edersiniz ki çok da fazla beach club, restoran, gezilecek yer mevcut ancak ben sakinliği tercih ediyorum ve ilk gün civar koyları gezmek için tekne turu ile başlıyoruz.

Teknemizin ismi Saint Marry, Çeşme merkezden hareket eden büyük bir yelkenli. Ekip tertemiz gençlerden oluşuyor. Cıstak cıstak bir müziğin olmaması da büyük artı bizim için. Arka tarafta rüzgarın ve dalgaların kavuşma sesi ile ruh ve bedenimizi dinlendiriyoruz. Su son birkaç günde esen poyraz nedeniyle buz gibi. Ancak öyle iyi geliyor ki girip çıkmak. Yeniden doğmuş gibi hissediyor insan kendini. Saint Marry’nin öğlen mönüsü de şu zamana kadar yaptığım tekne turlarının en iyisi olduğu için sizlere öneriyorum.

Çeşme’de plajlarına gelince, Babou, Alaçatı’nın ilerisinde eski Seaside olarak bilinen mekanda açılan yeni bir işletme. Oldukça güzel. Özel tavsiyem midyeci teyzenin midyeleri. Leziz ve tertemizdi. Giriş hafta sonu 50 TL, ilk içki ücretsiz. Güzel bir gün geçirebilirsiniz Babou’da. Akşam üzeri başlayan partilerle hatta günü uzatabilirsiniz de. Bir gün de günü birlik Sakız (Chios) adasına geçtim onu ise ayrı bir yazıda daha detaylı paylaşmak isterim. Tadı damağımda kaldı tekrar gitmek için can atıyorum.

Diğer bir plaj ise benim favorim Babylon Ayayorgi. Kesinlikle hizmet, kaliteli müzik anlamında diğerlerine fark atar. Ayrıca yaz boyunca Babylon Ayayorgi’deki partiler de dikkatimden kaçmadı değil. Eylül başında eğer yine gidersem günlerimi orada geçireceğim gibi görünüyor.

Şu meşhur Alaçatı’ya gelince, bu sene herhalde gitmeyen kalmadı.

Gecelerinin bana hitap etmediğini o daracık sokaklarda yürümeye çalışan aşırı kalabalığı görünce anladım. Oysa yıllar önce ne de hoş geliyordu. Yorucu bir kalabalık var. Oysa sabah kahvaltı için ya da akşam üzeri kahve-dondurma için ideal. Kahvaltı için de yılların pastahanesi İmren tercih edilebilir. Biraz işletmesel anlamda dokunuşlara ihtiyacı olsa da kahvaltısı güzeldi.

Çeşme’de pek çok yere dolmuş var, taksi de var elbette ancak akşamları özellikle çok pahalı. Bu demek oluyor ki Çeşme’de araba ya da motosiklet şart.

Bir de çocukluğumdan bu yana denizine doyamadığımız bir plaj var Çeşme Paşalimanı tarafında ancak 2009’dan bu yana kapalıymış. Keşke bir an önce yeniden açılsa. Ben küçük çocukken ismi Vekamp’tı, daha sonra Fontana oldu. Ama sanırım işletme olarak batmışlar ve kapanmış. Yazık, Çeşme’nin en güzel koyu oysa.

Evet hayalimde Eylül başı yeniden Çeşme’de olmak var. Bakalım kısmet bundan sonrası.

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 2 comments for this article
  1. igal pirlanti at 14:32

    Paşalimanında kapanmış olan yer Aqua’dan bahsediyorsan, biz aradık aradık bulduk. Şifne tarafına taşınmış… Termallounge…

  2. İrem Özer Author at 14:33

    Eski Aqua’nın berisinde kalan koy, kayalık değil, kum plaj. Muazzamdı ama tahliye edilmiş maalesef.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir