Edirne’ye hala gelmediniz!

Edirne’ye hala gelmediniz!

Belki geldin daha evvel, ama çok küçüktün, pek net hatırlamıyorsun. Büyük, heybetli, etkileyici bir camii vardı, minareleri her yerden görünen. Kapalıçarşı’sı vardı, mis gibi sabun kokan. Meyveli sabunlardan aldınız belki de.

Bir de ciğer yediniz, başka yerde bulamadığın bir tatta. Hatta bir de lokumcu vardı, neydi adı neydi? zade’li bir şey ama neydi? Oradan çifte kavrulmuş lokum aldınız, hatta eşe dosta hediye bile götürdünüz. O tat hala damak hafızasında kayıtlı değil mi? İsmi yazının sonunda.

20140502_145948Hiç gelmedim diyen varsa da neden gelmediğini açıklamayı bırakıp plan yapsın. Samimi söylüyorum Edirne İstanbul’a bu kadar yakınken, bu kadar yapılacak şey varken, bu kadar tarihi eser, böyle batılı bir toplum, eğlenceli bir halk varken, hem fotoğraf çekmek için de ideal iken bahanenin yeri yok, organize olmak gerek.

Peki geldim ben şimdi ne yapacağım diyorsan, geliş saatine bağlı olarak önce Koca Sinan’ın muhteşem eseri Selimiye Camii’ni görmelisin.

Öğle yemeğinde Ciğerci Kazım, Ciğerci Aydın ya da Kazım ustada ciğerini yemelisin. Eğer yok ben ciğer yemem köfte süper olur dersen de adres Köfteci Osman. Eve, buzluğa koymak için de alabilirsin köftelerden.

Tarihi yer olarak, II: Bayazıd Külliyesi, ödüllü sağlık müzesi, Adalet Kasrı, Sarayiçi, Arkeoloji müzesi, Kapalıçarşı, Bedesten, Arasta, Karaağaç bölgesindeki Lozan Anıtı ve eski garın olduğu şimdiki Trakya Üniversite’si Güzel Sanatlar Fakültesi binası.

20140502_145912

Muradiye Camii, 1436

Ve benim favorim ise Muradiye Camii. Çocukluğumda gitmiştim en son, sonra tadilata girdi uzun yıllar kapalıydı. Geçen gün rüzgar esti ve Kuyruksuz’un direksiyonu kırıldı Kıyık tarafına doğru. Kimsecikler yok, içerisi vücudu saran bir serinlikte. Duvardaki parçalı çiniler görülmeye değer. Huzur dolu, gürültü yok, sadece ben ve dualarım var. Güvenilir bir sığınak.

Aklımdan uçmadan yazayım, dönüşte bir de Hardaliye almayı unutmayın. üzüm suyundan yapılıyor ve inanılmaz faydalı. Çarşının içinde Arda Hardaliyesi ve yine aynı firmaya ait “Dokuz Sekizlik” isimli şarap butiğinden Trakya şarapları alabilirsiniz.

bademli kurabiye

Keçecizade Lokumları ve Badem Ezmesi

Gelelim sonu -zade ile biten enfes markaya. Bir defa gönül bağım var, damaklarımızı kendimi bildim bileli şenlendiriyor. Edirne’den nereye gitsek götürdüğümüz vazgeçilmez hediye. Arada eve de alıp kendimizi şımartıyoruz Keçecizade ile.

Badem ezmesi, Kavala kurabiyesi, çifte kavrulmuş lokum ve bunların hepsinin bir de çikolata ile kaplı olanlarını düşününün.

Yazım burada pat diye bitiyor. Yeter bence.

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 4 comments for this article
  1. Adım Adım Seyahat at 12:36

    Edirne’ye gelmeyenlerden birisi de benim. Anadolu yürüyüşümü tamamladıktan sonra Trakya’ya gitmeyi kafama koydum.
    Yazdıklarını okudukça heyecanım artıyor, bu güzel yerleri keşfetme isteği karşı konulamaz hale geliyor.

  2. Zeynel Fırat at 13:53

    Edirneye ilk ziyaretim 20013 yılı Haziran ayında oldu ve şok oldum Aman yarabbi ben bu kadar güzel bir şehri nasılda pas geçmişim diye kendime sitem ettim.Eski çarşıları,hamamları,Camileri,eski evleri,nehirlerin birleştiği mekanlar.Doyumsuz bir şehir.İnsanların mekanlara aşık olması nasıl bir duygudur bilemem Kabeyi gördüğümde,Ravzayı ziyaret ettiğimde bu mekanlardaki Kutsiyet beni alıp başka alemlere götürmüştü.Ama Edirne de beni AŞK derecesinde kendine bağlayan mekan 2.Murat’ın yaptırdığı MURADİYE CAMİSİ oldu.Ömrüm elverir de bir gün dünya meşgalelerinden sıyrılırsam eğer kalan günlerimde kendimi hep Muradiye Camisinin yakınında onun Zaman ve mekan üstü lahuti aleminde geçirmeyi arzu eder oldum.Bazen Muradiye de olmak arzusu Sevgilinin kollarına atılmak hissinden de öte bir arzu ile tüm ruhumu kaplar oldu.Evet anladım ki insanlar ile mekanların kader planında bir ilintisi var.Sanırım benim kaderimde Muradiyenin o eşsiz çekiciliği, mana dolu havası,cezbedici atmosferi ile yakından ilintili..Ey Eşsiz Muradiye Seni tekrar ziyaret etme arzum o kadar yoğu ki,ama bir yandan da korkuyorum ünsiyet ülfete kapı aralar diye..Belkide kavuşamamak sana olan alakamı daha da güçlendirir ve ilk gördüğüm andaki sana olan tutkumu ilelebet devam ettirir.

  3. İrem Özer Author at 13:57

    Ne kadar güzel yazmışsınız… Teşekkür ederim güzel paylaşımınız için.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir