İstanbul’da yapılması gerekenler

Yıllar önce böyle bir liste yapmıştım. Bahar geliyor, güncellemek lazım.

Bu listede gidilmesi, görülmesi, yenilmesi, içilmesi, bakılması, alınması tavsiye edilen şeyler, belirli bir yükleme bağlı değil…

Keyfin hepsini kapsıyor. Seçim size kalmış, aklımdan uçan, giden eminim başka güzellikler de vardır. Şimdilik bu kadar. Önerilerinizi eklerseniz çok sevinirim.

 

  • Farklı mevsimlerde ada gezisi. Kışın, yazın, baharda. Hepsi ayrı güzeldir. Hatta sabahın 7’sinde AyaYorgi’de ayine katılmak bile var içinde. Bisiklet kiralamak, bira – patates ya da midye tava yemek. (23 Nisan ve 23 Eylül’de Kilisede özel ayinlere katılabilirsiniz)
  • Sultanahmette Nisan ayında küçük barlarda keyif yapmak. Özellikle terası olanlara gidip, akşamüstünden gece yarısına kadar hafif üşüyerek keyif yapmak. Hatta tarih Anzac Day’e yakınsa Yeni Zellanda’lı, Avustralya’lı arkadaşlar edinmek. (24 Nisan Anzac Day)
  • Yine Sultanahmet- Cankurtaran sahilinde yürümek, hatta kayalara oturup iyot kokusunu içe, derinlere kadar çekmek. Ele kutu bira ile.
  • Aynı mıntıkadan devam ediyorum, Gülhane parkında baharda dolanmak. Lunaparkta birkaç delilik yapmak:)
  • Vee Eminönü, Mısır çarşısı, Kapalıçarşı civarında serseri mayın gibi dolanmak. Bilinmeyen sokaklara girip çıkmak. Kaybolma korkusu olmadan. Ayakta parmak arası terlik, şort ve basit bir tshirtle. Hatta çantasız. Elleri kolları sallaya sallaya…:) Oradan Nurosmaniye kapısından çıkıp Starbucks’a uğrayıp buzlu bir kahveyi yol boyunca sonuna kadar içmek. Hamdi restoranda kebap yenilebilir. Kapalıçarşı içinde açılan kafelerde kahve içilebilir. 
  • Topkapı Sarayı bahçesinde dolanmak. Yere oturup gelen geçene bakmak. BKG’den güne özel hediyeler almak.
  • Arkeoloji müzesi bahçesinde uykulu bir öğleden sonra oturup, serinlemek, sessizlikte bambaşka yerlere gitmek…Düşünmek, hatta zor kararları orada vermek. Belki bir gün yazarım sene 2003’tü. Aynen bir öğleden sonra oturdum 2 saat kadar aynı bankta. Düşündüm durdum. Çok keyifliydi.
  • Bebek sahilinden Beşiktaş’a kadar yürümek. Vakit varsa Beşiktaş’tan motorla karşıya geçip, Kanaat’ta bir şeyler yemek. Ayva tatlısı muhteşem.
  • Anadolu Kavağı’na gidip balık yemek, öncesinde yürüyerek kaleye çıkmak, terlemek, hafif rüzgardan etkilenip acaba hasta olur muyum diye düşünmek. Yukarıdaki çay bahçesi açıksa güzeeel bir çay içmek. Balık sonra, aşağıda. Balık üstüne de bir waffle çakmak:) Sonra 15:00’teki vapurla Eminönü’ne geri dönmek… Ya da gün batımına kadar kalmak oralarda.
  • Boğaziçi köprüsünden motosikletle geçmek. Yürüyerek geçmek, koşarak geçmek. Bunların hepsini hem gündüz hem de gece yapmak. Avrasya koşusu her sene Ekim ayında yapılıyor, kayıt olmak, kaçırmamak.
  • Cihangir’de ara sokaklarda dolaşmak. Tophane üzerinde kalan salaş çay bahçesinde zenciden çay içmek. Kötü bir çay ama manzara şahane.
  • Galata kulesine senenin farklı günlerinde ve farklı saatlerinde çıkmak. Yazın, kışın baharda, akşam, sabah, öğlen. Hepsi birbirinden güzel… Bol fotoğraf çekmek o arada.
  • Beyoğlu’nda yine dar, bilinmeyen sokaklarda serseri mayın gibi dolanmak. Küçük dükkanlara girip çıkmak. Çukurcuma’ya kadar inmek.
  • Karaköy civarındaki restoranlara gitmek. Karaköy Lokantası, Bej, Maya, Namlı Gurme vb. Dahası da yakında açılacaktır eminim. İnanılmaz popüler bir lokasyon oluyor.
  • Balat’taki köşede yer alan ismini unuttuğum, öğleden sonra 4’te kapanan salaş, tarihi ve bir o kadar da meşhur köftecide köfte yemek. Selamımı da söyleyin.
  • Cihangir’de Bilsak 5.Kat’ta yazın bir drink almak:)
  • Gay barlardan birine muhakkak en azından hayatta 1 kere gitmek. 20’li yaşlardayken Telve’ye gitmiştik birkaç kez. Çok eğlenmiştik.
  • Leb’i Derya’da bir akşam üstü bir şeyler yiyip, içmek.
  • Pierre Loti’ye çıkmak. Ama alkol yok:(
  • Çubuklu Hayal kahvesinde Türk rock yıldızlarından birinin konserine gitmek. Şebnem Ferah olabilir.
  • Yazın Burç Beach’te sabah erkenden güneşlenmeye başlamak. Denize girmek, dalgalarla oynamak. Akşamın son saatine kadar orada vakit geçirmek. (Trafiği hesap etmek)
  • Çengelköy, Kuzguncuk civarlarında yaya olmak.
  • Kanlıca’ya muhakkak uğramak.
  • Şile civarlarına gitmek. (Ağva’ya hiç gitmedim o yüzden bir şey diyemiyorum)
  • Yazın akşamüstü boğazda açık mekanlarda yine drink almak:) Mohito olabilir ya da sandoz. Gerçi her ikisini de ben akşam üstleri plajlarda içmeyi seviyorum.
  • Bebek’te mini dondurmadan karamelli, antep fıstıklı, kaymaklı dondurma yemek. Muhakkak sos da koydurmak.
  • Maça gitmek. Galatasaray’ın olursa daha da keyifli geçer. Milli maçlar da güzeldir.
  • Kuruçeşme’de konsere gitmek. Yaz günü yine.
  • Kısa yolları bilmek, oradan oraya kestirmelerden gitmek. Yanında oturana hava atmak, bak seni nasıl da getirdim buraya diye.
  • İstinye Parkta dolanmak. Ucuzluk zamanı alışveriş yapmak..
  • Galata köprüsünde yürümek.
  • Karaköy civarında dolanmak. Şimdi Bankalar caddesi de yakında trafiğe kapatılacak, görün nasıl güzel olacak oralar da.
  • Santral İstanbul’a Efes One Love’a gitmek.
  • İstanbul Modern’de gezmek. Çok anlarmış gibi eserlere bakmak.
  • Müze demişken Sabancı müzesine gitmek.
  • Emirgan’da Sütiş’te su böreği ya da krem karamel, kahvaltıda menemen de olabilir.
  • Rumelihisarında Kale’de erken saatte kahvaltı etmek.
  • Sabahın 5’inde boğazda arabayla dolanmak.
  • Rumelifenerine yaz, kış farketmez gidip dolanıp gelmek. Garipçe köyüne uğramak. (Kahveye uğramadığı için pişman olmak)
  • Büyükçekmece’de Akçaabat köftesi yemek.
  • Kemerburgaz’da her sene Mayıs sonuna doğru yapılan Chill Out festivaline katılmak.
  • Sapphire binasının en üstünde bulunan seyir terasından İstanbul’a şöyle bir bakmak. İÇindeki similatöre de muhakkak girin. Oldukça etkileyici.
  • Balık ekmek yemek.
  • Gezmek, gezmek, gezmeeek, hep gezip enerji almak bu güzel şehirden…

 

 

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir