Münih’in meşhur bira evleri

Münih’in meşhur bira evleri

3 günlük kısa bir Münih ziyareti,  keşke birkaç hafta önceye denk getirebilseydim de Oktoberfest’in coşkusuna ben de katılabilseydim pişmanlığı. Önümüzdeki sene muhakkak deyip, hatta Bavyeralı kadınların giydiği “Dirndl” isimli geleneksel kıyafetten edinme hayalleri. Ancak şu an yapacak bir şey yok. Kasım’ın ilk haftası, Orta Avrupa’da olmama rağmen benim şansıma şahane bir hava var. Bol güneşli, şehirde gezilmesi gereken yerlerden sonra akşam üstü ilk durağımıza uğruyoruz.

SAMSUNG CSC

Augustiner

Münih’te ve diğer pek çok Alman şehrinde şubesi olan bira evi. 1328’den beri kendi biralarını üretiyorlar ve hatta 2. Dünya savaşında yıkılmış olmalarına rağmen hemen yeniden inşa edilmiş ve faaliyetine devam etmiş. Oktorberfest’te de çok büyük bir çadırı bulunuyormuş. Garsonların yalancısıyım. Biz içeri girdiğimizde yoğun bira kokusu ile birlikte biraz gürültü dikkat çekiyordu. Beğendiğimiz bir masaya oturduk, etrafımızda, turistler, Münihli gençler, takım elbiseli iş çıkışı uğramış kişiler, gençler, sevgililer, yaşlılar, çeşit çeşit insan… Garsona sipariş vermek istediğimizde önce İngilizcesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Çünkü Münihliler Almanya’nın güneyinde oldukları için ve Alplere yakınlıklarından ötürü “Almanların kabaları” olarak biliniyor. Aslına hiç kabalıklarına rastlamadık, tahminimizin çok üstünde bir sıcaklık ve samimiyetle karşılaştık ancak dillerinde biraz aksan olarak kabalık var denebilir.

Burada biralar büyük beden. Eğer pilsen diye belirtmezsem direkt 1 litrelik kocaman bir bira geliyor. Birası biraz bana sert gelmesi ile birlikte ortamdan o kadar memnunum ki kusur bulacak bir şey yok diye düşünüyorum.

Paulaner

SAMSUNG CSC

Paulaner, English Garden

Gitmeden önce bira markalarını araştırınca, hepsi için en iyisi, en eskisi yazıyordu. Ancak elbette en iyisi kişinin kendi damak tadına en uygun olanı. Paulaner de yine şehir içinde birkaç şubesi olan güzel bira evlerinden biri. Özellikle İngiliz Bahçesi içinde şahane bir yere sahip olan Paulaner hafif aromalı bir lezzete sahip.

Löewenbraeu

Benim lezzet olarak en sevdiğim belki de Löwenbraeu’ydu. İçimi diğerlerine göre daha kolay geldi, ya da bilemiyorum o an öyle açtım, öyle susamıştım ki, ilaç gibi geldi bir bira.

Tüm markaların Oktoberfest’te kendilerine özel alanları oluyormuş. Büyük çadırlarda festival boyunca 1’er litrelik biralar içiliyor, herkes yerel kıyafetlerini giyiyor, şehir içinde markaların geçişleri oluyormuş ve şehir hem turiste doyuyor hem de eğlenceye. Oktoberfest adından da anlaşılacağı gibi her sene Ekim ayında 2 hafta süre ile gerçekleştiriliyor.

Hofbraeuhaus

İşte bu en meşhuru! Gerçekten de öyle çünkü kapısında her zaman insan kalabalığı var. Biz Münih’teki ikinci gecemizde Hofbraeuhaus’a gittiğimizde tahminimin çok üzerinde bir büyüklük, bir kalabalık ve eğlence ile karşılaşıyoruz. Sadece sorun şu, içerisi büyük bir han olduğundan ve havalandırma sorunundan herhalde, sıcak, yoğun kokulu ve havasız. O nedenle biz akşam havanın serin olmasına karşın avluda bulunan masalara geçiyoruz. Siparişi vermemiz yaklaşık 1 saati buluyor. Öyle kalabalık ki ve tahminlerinin üzerinde bir kalabalıkla karşılaştıkları için garson organizasyonunu iyi yapamadıklarını söylüyor bize denk gelen Türk garsonumuz Hasan.

SAMSUNG CSC

Hofbraeuhaus

İçeride canlı müzik var ve canlı müziğe zaman zaman eşlik eden gruplar var. Bu grupların hepsi müşteri, hepsi Bavyera geleneksel kıyafetleri ile kadınlar elbiseleri, erkekler de askılı kısa pantolonları, kareli gömlekleri ve muhakkak kafalarındaki tüylü şapkaları ile. Hatırlayın Heidi çizgi filmini.

SAMSUNG CSC

Hofbraeuhaus

Siparişimiz geliyor yine 1 litrelik biralarımız masamızda. Merak ediyorum garson kızlar bu 1 litrelik bira bardaklarından 10 taneyi nasıl taşıyorlar. Ben iki tanesine zor hakim olabiliyorum. Herhalde işe başvursam direkt kapı dışarı gösterileceğim Hofbraeuhaus’ta. Biranın lezzetine gelince, bizim Efes’e o kadar çok benziyor ki sanki Efes içiyorum gibi hissediyorum. Gayet rahat, hiç yabancılık çekmeden içiyorum ancak koca bir bardağı bitirmek benim harcım değil.  Bir de her markanın muhakkak dark çeşidi de var. Denemedim ancak sanırım biraz daha belirgin bir tadı var.

Birkaç marka daha var ancak en meşhurlarını ve orada bulunduğum sürece gittiklerimi yazmak istedim.

Ne diyoruz? #dostlarbirarada !

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir