Sinop’ta geçen 25 saat

Yarım saatlik bir öğle üzeri kestirmesi gibi  Sinop gezim. Gerçek olduğunu ara ara fotoğraflara  bakarak anlıyorum.

Öncesinde nereden çıktı bu Sinop? Çok basit, Gözde izinde Sinop’ta olacağız dedi. Geliyorum dedim ve o an aldım uçak biletimi. Sadece THY uçuyor Sinop’a ve günde 1 uçak var.

Zaman çabuk geçiyor ve Sinop yolundayım. Öğlen olmadan inmiş oluyorum küçücük havalimanına. Gözde ve Nadir beni alıyorlar. Şanslıyım ki araba var ve yine şehri çok iyi bilen gönüllü rehberlerim de. O nedenle çok fazla araştırmadan buradayım. Kendimi Gözde’ye teslim ediyorum. Önce Hamsilos, Akliman, fiyord, İnceburun. Burası Türkiye mi dedirtiyor insana.  Masmavi bir deniz, karanın içine girmiş, yemyeşil, sık çam ağaçları eşlik ediyor. Tatsız bir Bodrum tatili geçirmişim 3-5 gün evvelinde ve neden böyle bir yere gelmedim ki diye sorguluyorum kendimi. Bol fotoğraf çekip, havanın da sıcak olması sebebiyle denize, Antik Otel’in plajına geçiyoruz. Deniz gözlüğüm yok yanımda ancak unutma İrem Karadeniz’desin. Gözün tuzlu sudan yanmayacak ki! Sinop için Karadeniz’in Antalya’sı diyebilirim. Rus popülasyonu açısından değil de sayfiye yeri olması, Karadenizlilerin tatil için Sinop’u seçmesi vs vs…

Deniz molamızdan sonra şehri gezmeye başlıyoruz. İlk hedefimiz Sinop Tarihi Cezaevi. Giriş 3 TL. Ünlülerin burada tutuklu ve sürgün hayatı sürmesi ve geçtiğimiz yıllardaki “Parmaklıklar Ardında” isimli dizi sebebiyle oldukça popüler. Kimler mi yatmış bu cezaevinde? Refik Halit Karay, Burhan Felek, Mustafa Suphi, Korcan, Aldırma Gönül şarkısı ile Sabahattin Ali… Ürkütücü, hüzünlü, düşündürücü, üzücü. Üzücü çünkü her yerde, duvarlarda saçma sapan sonradan yapılmış yazılar. Kadınlar bölümündeki hamamda yoğun çiş kokusu. Üzücü, utanç verici.

Cezaevi gezimizden sonra küçük bir yarımada kenti olan Sinop’un en yüksek yerine diğer anlamda her Karadeniz şehrinde olduğu gibi Boztepe’ye çıkıyoruz. Evler küçük şehirle orantısız şekilde lüksleşiyor. Manzara muazzam, kendini rüzgara teslim etmiş şahinler uçuyor tepemizde. Çılgın olduklarını düşünüyorum. Fotoğraflamak çok güç.

Çay içebileceğimiz ve şehre tamamen hakim Şahin tepesine geldikten sonra bu sefer hava bizi küstürüyor. Sinop’un üstünde kocaman gri bir bulut var ve şehri karanlık gösteriyor. Şans işte.

Aklımda hep ya kışın? sorusu var. Ege’de tabi böyle bir duygu yok. Ege sanki sadece yazı yaşıyor. Sinop’un kışının soğuk, yağmurlu ve daha da hüzünlü olacağını hayal ediyorum. O nedenle en uygun zamanda gelmişim diyorum.

Gözde’nin anneannesi bizi bekliyor evde. Mısır unundan pasta yapacak çünkü. Ben de çok merak ediyorum nasıl bir şey olacak. Şehrin göbeğinde ferah mı ferah bir ev. Her odada ışık hüzmeleri. Mısır unu ile suyu tencerede kavurup yanına da yağda yumurta ama adı pasta. Lezzet şahane, kocaman bir tepside. Ayran ile süper oluyor.

Çayı terasta Karadeniz’e bakıp iç geçirerek yudumluyoruz. Bir ara anneanne bana soruyor nerelisin diye. Trakyalıyım diyince kısa bir süre uzaklara dalıyor. Ardından Gözde anlatıyor 83 yaşındaki bu kadının neden gözlerin uzaklara gidip, düşüncelere dalmasını… Özeti bile bu kitap olur dedirtiyor. Başka sefere dinleme cihazı ile gelip anneanneyi konuşturma planlarım yok değil.

Sinop’ta ilginç bir kent bir defa hiç trafik ışığı yok ve hiç korna sesi de! Medeni bir şehir. İnsanları güzel. Dede de diyor ki ne de olsa batı burası! Doğu Karadeniz’le sakın kıyaslama diyor. Batının batısından gelen birini gülümsetiyor bu cümle.

Gece sahilde yürüyüş, bir barda bir kadeh ile bitiyor. Aslında balkonda oturup çekirdek yemek ve gelen geçene bakmak da hayallerim arasındaydı.

Sinop’ta saydıklarım dışında kale, Arkeoloji müzesi, Selçuklu mimarisinin belirgin olduğu camiler gezilebilir. 1 günde hepsi biter üstüne güzel de bir yemek yenir.

Related posts:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 3 comments for this article
  1. allyinsky at 05:05

    1968 yilinda Giresun’da cekilmis bir fotograf var: Sehir meydaninda onlarca cift dans ediyor… O zamanin hatiri sayilir okullarin Ataturk Lisesi var Trabzon’da. Sinop medeni ise; Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun belki on kat daha medeni idi. Sanmiyorum ki, gunumuz kargasasi didismesi Sinop’a ugramadi!.. Dedeme saygilarimla,

  2. İrem Özer Author at 08:13

    Trabzon ve Ordu’yu geçmiş yıllarda görmüştüm. Ancak Sinop gibi değildi. Bahsettiğimiz “medeni” olma kavramı açısından. Bu yıl da planlarımın içinde var yine Doğu Karadeniz. Paylaşırım yine. Yorumunuz için teşekkürler

  3. Sinop Otelleri at 02:05

    Antik Otel doğanın eşsiz güzellikleriyle birlikte ve şehir merkezine yakınlığı ile sizlere sıcak bir atmosfer ve kaliteli bir servis sunmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir