Washington DC, Amerika

Bir anda karar verdim NY’a gitmeye. Burada geçen 2 haftanın sonunda okulların da tatil olması ile; kuzenim, eşi ve çocuklarla ile birlikte birkaç yıldır planda olan ancak bir türlü gidemediğimiz Washington DC’ye doğru yola çıkıyoruz.

Yaklaşık 4 saat sürecek yolculuğun ilk saatinde hepimizin çok sevdiği Craker & Barrel’da geleneksel Amerikan kahvaltısının ardından hava acaba orada nasıl olacak, güneş görür müyüz hevesi ile geçiyor yol. Zira New Jersey’de Nisan ayında bile bolca kar gördük, üşüdük. Çiçeklerin açması gereken zamanda basan gri hava ile moralimiz bozuldu.

Şanslıyız ki Washington biraz daha umut veriyor bize 3 günlük hava durumuna göre. Artık hava raporları saat saat şaşmadığından biz de günlerimizi ona göre planlıyoruz.

Washington DC tabi New York’a göre çok da küçük bir şehir. Şehre girip, trafiğe rağmen otele ulaşmak çok da zaman almıyor. Keza metrosu da öyle. Birkaç hat ve durak ile her yere ulaşmak kolay. New York‘un çeşitliliği, karmaşası da yok. Ayrıca herhalde dünyada şu ana kadar gördüğüm en temiz şehir. Şık şıkıdım kadınlar, erkekler caddelerde. Az insan öz insan gibi. Trafik rahat, özellikle National Mall civarında…


National Mall’ı ilk okuduğumda ha herhalde burada bir AVM var diye düşünmüştüm. Büyük yanılgı bu düşünce. Çünkü National Mall birbirine yakın gibi görünen ancak yürüdükçe de anlaşılan oldukça büyük bir alanda, en önemli Amerikan başkanlarının anıtlarının, müzelerin ve önemli binaların olduğu, filmlerden de ezbere bildiğimiz bir yer.

Forrest Gump’ı izleyenler hemen hatırlar, Forrest savaştan geri döndüğünde Abraham Lincoln anıtı önünde konuşma yaparken devasa süs havuzunun içinden bir hippi ona doğru koşmaya başlar. Koşan savaş karşıtı hippi Forrest’ın aşık olduğu Jenny’dir. O mıntıkada yürürken filmi bolca anıyoruz.

Her yıl yaklaşık 25 milyon kişinin ziyaret ettiği National Mall’da başka neler mi var?

  • US Capitol
  • White House
  • Abraham Lincoln Anıtı
  • Thomas Jefferson Anıtı
  • Roosevelt Anıtı
  • Washington Anıtı
  • Kore Savaşı Anıtı
  • Vietnam Savaşı Anıtı
  • Martin Luther King Anıtı
  • Tidal Basin (Bir minik göll)

Ayrıca saymakla bitmeyecek kadar müze. Smithsonian Ailesi / Grubu ya da nasıl denirse, topluluğu Washington’daki tüm müzeleri yönetiyor. Müzelere giriş ücretsiz, içerideki bazı atraksiyonlara ücret ödeniyor. Spring Break zamanında orada olduğumuz için şehir biraz kalabalık. Bizim gibi turistlerle dolu.

Tabi diğer yandan da mevsim itibari ile esas vurgu yapmam gereken etkinlik “Cherry Blossom Festival”. Aslında tüm şehirde bu kiraz çiçeği ağaçları coşmuş iken Tidal Basin kenarındaki sayısının 700 olduğu söylenen ağaçların arasında dolaşmak cennet demosu gibi bir şey.

Hikayeye göre Thomas Jefferson anıtı yapılacakken o bölgede yer alan kiraz ağaçların kesileceği konuşulmuş ve bir grup kadın bu konuda ayaklanmış. Anıtın yapılacağı alanda kendilerini zincirleyerek oturma eylemi yapmışlar. Ağaçlar yerine bir mermer anıtının yapılacak olması kamuoyunda tepkiye yol açmış. Her ne kadar proje değişti dense de aslında bugün gördüğümüz ile ilk çizilen aynısıydı. Bu sadece bir anıt değil, çevresinde ağaçlarla dolu bir alandı. Kaybedilecek ağaç elbette vardı ama yerine yenileri dikilecekti. O zamanın başkanı Roosevelt’in oturma eyleminde kendilerini zincire bağlamış kadınlara soğuk kış gününde çay ikram ettiği ve sürekli çay içerek tuvaletleri gelen kadınların bu zincirleri mecburen! çözdükleri anlatılıyor. Daha fazla kiraz ağacı ekildiği de söylenenler arasında. Saymadım, bilemiyorum:) 

Tidal Basin, Kiraz Ağaçları ve Washington Anıtı

Şimdi bu alanı gezdiğimizde ise diğer anıtlara göre daha kuytu bir alanda olan Thomas Jefferson anıtı belki de en huzurlu, dingin ve kiraz ağaçlarına hoş bir bakış açısına sahip.

Bol bol video, fotoğraf için de muazzam bir plato burası. Benim sevdiklerim de oldukça keyif alıyorlar. İlk iki günümüz tamamen bu bölgede geçiyor, henüz müzelere girmeden, güzel havayla açık alanda keyifle…

Ben en çok tabi Abraham Lincoln anıtından etkileniyorum, belki biraz da adama olan sempatimden olsa gerek.

Son günümüzde hepimizin merak ettiği National Air & Space Museum’a gidiyoruz. İçeride farklı alanlarda Amerikan havacılık tarihine ait pek çok materyal, kimisi orjinal boyutlarda olmak üzere uçaklar görülüyor. Birkaç da similasyona giriyoruz, özellikle uzaya yönelik olanlar hepimizin ilgisini çekiyor.

3 gün boyunca Washington DC karış karış gezildi, yenildi içildi.

Oyamel Cocina Mexicana ismindeki meşhur Meksika restoranı dekorasyonu ile oldukça hoştu ancak Meksika mutfağını biraz farklı yorumlamış olmaları itibari ile çocuklarla doyulacak bir yer değil. Sonra üniversiteden arkadaşım Üzeyir ile buluştuğumda öğreniyorum ki bu restoran Obama’ların favorilerinden biriymiş, ondan sonra popüler olmuş. Şahsen ben sevdiğim, şu ana kadar içtiğim en güzel margarita oradaydı. İnşallah bir gün Meksika’da içerim ve ayy bu daha güzelmiş derim. Amin!

Farmers & Distellers

The Hamilton da yine şehirdeki popüler restoran, barlardan biri. Aslında ortalama düzeyde. NYC’nin restoranları biraz fark atıyor bu manada.

Kahvaltı için Farmers & Distillers‘i seçtik bir sabah. Hepimiz bayıldık!

Oyamel Mexicana

Turistlerin değil de şehirde yaşayanların gittiği barlardan birine gidiyoruz bir akşam Üzeyir ile. Anlatacak çok şey, içilecek 2 şişeye yakın şarap var:) Barcelona Wine Bar oldukça popüler ve bahçede yer bulmak da bir o kadar da zordu. Ben çok sevdim. Yine gitsem, yine giderim. 🙂

Ne var başka Washington meşhurlarından? Pentagon binasının sık sık önünden geçtik. Bir ara içinde Trump olduğu söylendi, trafik durdu, önümüzden büyük bir konvoy geçti, bol korumalı.

National Harbour

Artık dönüş yolunda, günün öğleden sonrasını da Washington dışında güneyde bulunan National Harbour’da geçiriyoruz. Sanki bir sahil kasabası gibi, daha uzun kalmak isterdik orada, hem biz hem çocuklar, hepimiz keyifli vakit geçiriyoruz. Akşam üzeri yol ve yine buraya göre soğuk olduğunu bildiğimiz New Jersey…

 

 

 

You may also like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *