Yeşilköy’de bir balıkçı Eski Ev

Kaç haftadır ablamla birlikte bir şey yapamadığımız için hadi dedik iki kız kardeş gidip güzel bir yemek yiyelim. Ablamın favori yeri olduğu için hemen aklına Eski Ev geliyor. Benim için uygun mu? Güzel balık ve özellikle mezeler için uygun…

Yeşilköy’e çok nadiren gitmiş olsam da severim. Bakkalı, kasabı, kuruyemişçisi ile İstanbul’un yaşaması keyifli olan semtlerinden biri. Şehrin merkezindeki keşmekeşten uzak daha sakin bir yaşam var sanki Yeşilköy’de. 1999 depreminden sonra semt sakinleri yeni olabilecek deprem korkusu ile evlerini satmak, zemini daha güvenli bir semte gitme istekleri söylentileri dolaşmıştı. O güzel kocaman evlerin değerleri düştü diye biliyoruz ancak hepsi unutuldu artık sanırım. Herkes mutlu mesut yaşıyor görünüyor Yeşilköy’de…

Eski Eve rezervasyon yaptırmadan gittik, hem 2 kişiyiz muhakkak bir masa buluruz, hem de Ramazan olduğu için sakindir diye düşünüyoruz. Nitekim aynen düşündüğümüz gibi sokak oldukça sakin, akşam 8’den sonra hafif bir kıpırdanma oldu ancak sair zaman ile karşılaştırılmayacak düzeyde. Eski Ev’in emektar ekibinden Cemal ve Sedat bey bizi hemen güzel bir masaya yerleştiriyor, ne yersiniz diye sormalarına fırsat vermeden siz yavaştan mezelerle başlayın diyoruz. Sadece balık ne önerirsiniz diye biz sorduğumuzda size Fener kavurma yapalım diyorlar. Daha evvel yemedim, değişik ve önerilen her tada da açığım. Eminim güzel bir şey gelecek. Ne içeriz? Ablam her zamanki gibi bira, bense şarap sever olarak aklımdan rose geçiriyorum ancak olmadığı için dün gece içtiğim Kavaklıdere Selection kırmızı yerine burada da beyazını ikram ediyorlar. Hatta ikinci kadehimde bana sormadan bu sefer de yabancı başka bir beyaz geliyor, aroması daha güçlü. Bizim marka da yabancı da ikisi de güzel şaraplar, seven birine göre.

Hep bu tarz restoranlarda keyifle yavaş yavaş yeme taraftarıyım ancak nerede o yavaşlık… Önce mezeler geliyor, bol yeşillikli bir salata, semizotu, zeytin yağında kırmızı biber, zeytin, barbunya, deniz börülcesi…Hemen ardından balık böreği, kalamar. Durmak istemiyorum, nefes almadan yiyorum. Kendi kendime de dur İrem bir sakin ol, mola ver ki tadı çıksın hem böyle hızlı mezelere gömülünce balığa da yer kalmıyor her seferinde. Kalamardan sonra biraz durup şarabımdan içip azcık da etrafa bakıyorum ki şu ana kadar yediklerim yerleşsin. Yunan müzikleri çalıyor ve ben sevmeme rağmen sinir oluyorum çünkü Yunanistan’da pek çok yere gittim, Türkçe müzik duymadım ama bizim restoranlarımız pek seviyorlar. Bizim müziklerin suyu mu çıktı diyesim geliyor, kendimi pek bir milliyetçi görüyorum şu günlerde. Kalamar sonrasında lavunya geliyor. Lavunya da ne diyenlere hemen anlatayım. Çalı fasulyesi, havuç, kalamar, karides nişasta ile bir güzel yoğruluyor ve kızartılıyor. Çalı fasulyesi ve havuç bambaşka bir lezzete dönüştürüyor deniz mahsullerini. Bana kızartmalar biraz ağır gelse de lavunyayı mideye gönderiyorum. Biraz yine dinlenme molası, yine biraz etrafa bakınma, biraz hareketlenen sokakta kazı kazancı dolaşıyor, bana yönelip buyurun beyefendi belki size de çıkar deyince, tüm restoran hatta tüm sokak kahkahaya boğuluyor. Mini etek ve minicik bir bluzla da beni beyefendi yapıyorlarsa nereden atsam kendimi diye düşünüyorum. Kafası iyiydi herhalde deyip o anda masamıza gelen assolist Fener Kavurmanın fotoğrafını çekmek için hazırlanıyorum.

Ablam hayatından çok memnun, onun da çok sevdiği lezzetler bunlar. Lokum gibi olan fener kavurmada kılçığı alınmış balık ile mantar, soğan, domates ve biber tüm tatları birbirine geçmiş vaziyette. Kokusu yeter ama tadına bakmadan da olmaz. 46 kiloluk biri olarak yine performansım takdire şayan, Fener balığını da bitiriyorum. Ablam rejimi sebebi ile benden daha az yiyor. Eve dönüşte de yürüyüş planı var. Yemek afiyetle bittikten sonra az şekerli Türk kahvesi öncesinde bir de irmik tatlısını paylaşıp hesabımızı istiyoruz. Sedat bey yemeklerin fotoğraflarını çektiğim için merakla soruyor Ekolay’ı bilir misiniz diyorum, bilmez miyim efendim diyor. Eski Ev Sedat ve Cemal beyin eski İstanbul esnafı tadında bizi Eski Ev’den tekrar görüşmek üzere uğurluyor.

Bu hafta sonum leziz yemeklerle geçti, Pazar günümü evde ablamın yaptıklarını yiyerek geçireceğim sanırım, dinlene dinlene.

http://sehir.ekolay.net

Adres: Çamözü Sok. No:13 Yeşilköy / İstanbul

Tel: 212 663 55 31

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There are 2 comments for this article
  1. tattoo at 23:55

    Canım kalamar istedi ya! Fotoğraflar çok güzel gözüküyor mmfh

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir