Amsterdam’da ne yapılır?

Amsterdam’da ne yapılır?

What happened Amsterdam, stays in Amsterdam.

Coffe Shop? Space cake? Heineken Experience, Rijksmuseum, Van Gogh Museum, Anne Frank’ın evi, Vondelpark… Daha da uzayabilir bu liste.

20150102_113208İlkbahar, sonbahar, kış. Üç mevsimini yaşadım Hollanda memleketinin.

Bla Bla Car  ile fantastik bir yolculuk. 3 Fransız, 1 Jamaikalı, 2 Türk ve şoförümüz de Faslı Yanis.

15.30 Paris Gallieni istasyonundan Peugeot marka bir büyük araçla yola çıkıyoruz. Hava yine güzel şansımıza. 5-6 saat süreceğini düşünüyoruz yolculuğumuzun. Molaları hesaba katmadığımız için. Biz hariç diğerleri Rotterdam’da inecekler. Neden bla bla car diye sorarsanız, tren inanılmaz pahalıydı, kişi başı tek yön 140 euro civarında, uçaklar uçmuş vaziyetteydi biz de evvelinde organize olamadığımız için kişi başı 40 Euro’ya bu işi çözelim dedik.

20150102_115110Biraz sohbet, muhabbet ile Rotterdam’da gece olmuş vakitte ekibi bırakıyoruz. İnanılmaz ama inanılmaz bir kuru soğuk var. Rüzgar tarif edilemez şekilde sert, uçuracak gibi.

Rotterdam Amsterdam arası da yaklaşık 1 saat sürüyor. Allahtan otelimiz öyle şahane bir yerde ki, şehir içinde ayrıca dolanmamız gerekmeyecek.

20150102_122540

Yüzen evlerden birinde sanat da var!

Hotel Exchange, Damrak 50 numarada. Amsterdam merkez tren istasyonuna yürüyerek sanırım 400 metre uzaklıktadır, Dam meydanı daha da yakın. İlk gece ben hem yorgunum, hem çalışmam gereken hem de bayıldığım bu otelde sıcak bir duş alıp yatağımda bilgisayarımla işlerimi yapabilirim. Paris yazımda sen ne kadar çok geziyorsun sorusuna yanıt vermiştim, şimdi bir de sen ne iş yapıyorsun  yanıtlansın. Ben gezerken de çalışmaya devam ediyorum. Yani benim bir izin ya da tam tatil durumum yok. Aman 1 hafta, 3 gün 5 gün emaillerime bakmayayım, bakmasam da olur, ya da ben tatildeyim telefonları açamam gibi bir durum yok. Hoş özel sektörde tam zamanlı çalışan herkes için geçerli artık bu ama ben tam zamanlı serbest çalışanım. Alanım geniş kapsamlı iletişim, algı yönetimi sosyal medya.

Yoğun birkaç günden sonra sevdiğim bu otelde rüya zamanı.

20150102_175003

Amsterdam Light Festival

Ertesi sabah erkenden kalkıp güzel bir kahvaltı için sokağa çıkıyorum. Tüm müzelere burada da çentik atılmıştı o nedenle ben günümü 9 Streets tarafında geçirmek istiyorum.

20150103_140153

Begijnhof

Ama o da ne Arda Turan’lı reklamlardan hatırlamam lazım, Simit Sarayı Amsterdam’da. Girip bir menemen yesem, ince belli bardaktan bir demleme çay içsem. Şahane fikir diyerek içeri giriyorum. Ancak Mannheim’daki gibi değil burası. O Türk kokusu maalesef yoğun değil. İnce belli bardak da yok, karton bardaklarda çay, menemen ı-ıh, olmamış. Oysa Hollanda domatesi güzeldir, ancak yapanın beceriksizliği sanırım bu. Pek mutlu olmadan kalkıyorum. Hedefim belli Jordaan tarafına gelmeden 9 Streets’te bulunan ve şu an çok popüler olan kahveci Screaming Beans. Kahvemi sipariş edip, seyahat temalı yeni aldığım defterime notlarımı alıyorum. İleride, benden sonrakiler bunu okuyacak diye tuhaf bir hayale dalıyorum. Düzgün yazmalıyım o nedenle.  Kafe oldukça kalabalık. Kahvemden sonra kalkıp yürüyerek şehre devam edebilirim. Paris’e göre Amsterdam daha etkileyici geliyor bana. Kuzey insanı daha güzel, boylu poslu, açık tenli. Bir de bisiklet çılgınlığının kattığı bir tarz var. Soğuktan yanaklar al al olmuş. Boyna kocaman bir şal sarılmış, pabuçlar, çanta yan asılmış, hepsi ayrı havada. Her yer kıpır kıpır, dünyada 7/24 yaşayan ender şehirlerden biri o da.

Amsterdam Light Festival

Amsterdam Light Festival

Geçtiğimiz seferlerde olduğu gibi Baba, Buldog zincir, Dampkring gibi kahvehanelere! de uğruyoruz. Ayrıca Abraxas favorim! Ancak bende nasıl bir şey varsa hiç etkilenmiyorum. Browni, muffin de yiyorum, nafile. 2 bira içsem daha iyi olacak gibi. Sağlık olsun amacımız zaten bu değil. Amsterdam’da coffe shoplar falan değil, soluduğumuz özgürlük hissi güzel. Her yerde uyuşturucu ile ilgili ekranlar var ve uyarı yazıları geçiyor. 3 kişi hastanede öldü, sokak satıcılarından alışveriş yapmayın gibi.

20150102_174215Daha evvel gitmediğim ancak muhakkak gör denilen bir yer var, şehir kütüphanesi. En üst katındaki restorandan şehri çok iyi bir şekilde görebilirsin diyorlar kış olduğunu unutup, terasın kapalı olduğundan habersiz. Sağlık olsun yine başka bir atmosferdeyiz, üniversite öğrencileri, şehirliler, herkes ya kitap okuyor, ya da çalışıyor. Çalışmak için enfes bir yer. Motivasyonu bol.

20150102_140207Şehirde bu arada 27 Kasım 2014’ten 18 Ocak 2015’e kadar “Amsterdam Light Festival” var. Kanallar arasında ve şehrin bazı noktalarında dünyadan çeşitli sanatçıların tasarladıkları ışık oyunları var. Bu da en iyi kanal turu ile yapılır diyerek kişi başı 18 Euro’ya biletimizi alıp, akşam soğuğunda sıraya giriyoruz. Gerçekten değiyor, çünkü farklı bir deneyim, başka bir görsel şölen yaşıyoruz Amsterdam’da.

20150102_122239Gece gezmemizi de yaptıktan sonra otelimize dönüş ve ertesi gün artık ayrılık vakti. Uçağımız gece yarısı olduğu için tüm gün bizim, eksikleri tamamlamak için ideal bir zaman. Magra Plaza’da yer alan Sisy Boy’a uğrayıp acaba ne alsam diye aranıyorum. H&M’i Türkiye’de sevmem ama oradaki sanki çok farklı ürünler varmış gibi küçük çaplı ancak oldukça ekonomik bir alışveriş yapıyorum, bavula nasıl sığdıracağımı düşünmeden.

Ve Vondelpark, baharda tadından yenmez, kışın ise sadece lokal halkın çılgın gibi spor yaptığı parkta, ben restoranda cheddar peynirli popcorn eşliğinde Affligem’i yudumluyorum, seyahat temalı, başkalarının ileride okuyacağını hayal ettiğim defterime notlarımı alarak…

20150102_154240

Şimdi aklıma geldi, bir de Mata Hari var, oldukça güzel bir restoran, bar. Görüp görebileceğiniz en güzel Hollandalı kadın ve erkekler burada. Redlight’ın dibinde olmasına rağmen, son derece elit. Ben pek sevdim.

Burada da videom var:

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir