Big Chefs Ankara’dan sonra İstanbul’da…

Nispetiye Caddesi yeni buluşma noktasına kavuştu…

Paul’un neden kapandığını çözmeye çalışırken, acaba yerine ne açılacak, nedir bu hararetli çalışmalar dedik. Günde iki kez önünden geçtiğim yol neticede. Gün be gün takip ettim inşaatı, çalışmaları, hazırlıkları. Çok hızlı bir şekilde ortaya çıktı Big Chefs. Yeni sorumuz şuydu : Bu Big Chefs de nedir? Ankara’ya bu yaşına kadar ayak basmamış biri olarak nereden bilebilirdim ki? Biraz araştırınca da şunu duydum “İstanbul’a iddialı geliyoruz!”, Upps! İnşaat bitti, kırmızı can alıcı bayraklar asıldı, ultra modern ısıtma sistemleri yerleştirildi. Sigara içenler için türlü kolaylıklar sağlandı. Her sabah önünden geçerken bakıyorum kapılar açıldı mı diye, sıkı takipteyim. Hevesim yeni yerlere ilk gidenlerden olmak. Açılır açılmaz da oradayım. İlk olarak öğle yemeği için. Kuyruksuz Uçurtma’nın şu sıralar kuyruğu olmak için liste başı olan Ece ve benim eski müdürüm Berna, Ece’nin de yeni müdürü aynı zamanda. Üçümüz ilk defa yemekteyiz ve ilk defa da Big Chefs’te…

Berna doğru karar aferin size diyor. Mekan çok sıcak, samimi, dekoratif, şık, modern, kelimeleri bulmak için zorlanmayacaksam da en basit olarak güzel bir yer. Kim mimarları bilmiyorum ama bir ara içeride Hasan Mingü’yü dolaşırken gördüm. Dışarıdan bakınca kocaman taş bir bina olarak görünüyor. Güneşin saklandığı kış günlerinde sıkıntı yaşar mı acaba diye düşünüyorum ama ışıklandırma ile iç mekanın ferahlığı daha da artırılmış. Çok hoş bir bölüm var ki bir daha sefere daha da kalabalık gittiğimde rezervasyon yaptıracağım o bölüme. Kitaplık önü kare büyük bir masa, ev gibi. Aklım kaldı o bölümde. Neyse bir dahaki sefere diyorum. Masaların hepsinde Uludağ’ın Dice Kayek imzalı mineralli su şişeleri, Big Chefs’e ait nar ekşisi, zeytinyağı, sıcaklığı artıran unsurlar hepsi.

Öğle saati, daha yeni açılan bir restoran ve tahminimin çok üzerinde bir kalabalık. Sipariş vereceğiz, garson bol ancak misafir de bol Big Chefs’te. Çok sempatik kıvırcık saçlı, kırmızı rujlu bir kız ile yine onun kadar sempatik genç bir delikanlı ilgileniyor bizimle. Servis inanılmaz hızlı, ben etrafa bakarken siparişimizin bu kadar hızlı gelmesi şaşırtıyor bizi, hem de bu kalabalıkta. Kremalı soslu, tavuklu makarna söylemiştim hem de ev yapımı. Lezizdi. Bir an ağır gibi geldi ama sonuçta krema var içinde, üzerinde parmesan ile biraz yorucu bir yemek olabiliyor. Berna etli wrap’inden hoşnut, Ece de deniz mahsullü makarnasından. Yemeğin geliş hızıyla orantılı bir hızda biz de yemeğimizi bitiriyoruz. Üzerine güzel bir Türk kahvesi ve tatlı ile hesabımızı istiyoruz. Türk kahvesi sunumu çok güzel, tepsideki minik çiçek çok sempatik umarım bir süre sonra çiçekle uğraşmak zor gelip de bu ritüeli bırakmazlar. Kapalıçarşı Fes Kafe’de de benzer bir sunum var. Ancak oradaki gümüş sette sunum, acıbadem likörü işte kahve budur dedirtiyor. Belki Big Chefs çiçekten vazgeçmeden likör de ekler?

Hesap aslında benzer yerlerle hemen hemen aynı. Ne fazla ne az. Sadece garsonla iletişim kurmakta biraz zorlandık. Şöyle ki bazı restoranlarda garsonla sadece göz teması ile anlaşabilirsiniz. Başını hafifçe aşağı doğru eğer, anladığını ifade eder ve hızlıca hareket eder. Elinizi havaya kaldırmaya, ya da “bakar mısınız” demeye gerek kalmaz. Big Chefs’te belki yeni olduklarından biz elimizi kaldırdık, havada parmaklarımızla “hesap” yazdık ve hesabımız geldi.

Yediğimiz yemeklerin fotoğraflarını çektim, çıkarken de beğendiğim kütüphaneli bölümün fotoğrafını çektim. Hata bende kimseye bir şey söylemedim, kimseden de izin almadım. Haklı olarak yöneticilerden biri geldi hafif de ürkerek, tedirgin. E-kolay dedim, şehir rehberi dedim, blogum var dedim, yeni restoranları yazıyorum dedim, tipime bir baktı ve bu ufak tefek kız nasıl restoran, yemek yazabilir ki diye düşündü. Eminim inanmadı. Bir dahaki sefere bu yazının yazıcıdan çıkışını da elime alıp götüreceğim.

Daha uzun, keyifle vakit geçirmek istiyorum ancak öğle arası, zaman kısıtlı olduğu için bugün tadı damağımızda kaldı. Akşam için ayrı gideceğim, çok güzel bir koltuk kestirdim gözüme. Orada kırmızı şarabımı keyifle yudumlayacağım. Daha sonra da Tünel’de açılacak olan şubelerini ziyaret edeceğim. Katılmak isteyen? 🙂

 

Kuyruksuz Uçurtma takma adı 2009'dan bu yana blogumun adı! Yakıştı diye düşünüyorum. Benim gibi, rüzgar akıllı.

There is 1 comment for this article
  1. Anonymous at 17:38

    kıvırcık saçlı kırmısı rujlu bayanı anımsayamadım ama gözlüklü bir bayan vardı alışılmış garsonlardan çok uzak çok ilgili ve hızlıydı.kesinlikle ticari kaygı ile yaklaşmadığını bize misafiri gibi değer verdiğini hisettirdi.çok etkilendik açıkçası tekrar big chefs'e ve malesef ismini unuttuğum ama ilgisini ve servisini unutmadığım gözlüklü bayana teşekkürler o harika pazar kahvaltısı için

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir